3 Kasım 2016 Perşembe

YÜZYILLIK YALNIZLIK...Gabriel Garcia Marquez

Her zaman olduğu gibi bu yıl da yazlığa giderken yanıma bir kaç kitap almıştım. Kitaplardan birini, Puslu Kıtalar Atlası'nı dayanamayıp hemen okumuş ve sıcağı sıcağına da sizlerle paylaşmıştım. İhsan Oktay Anar'ın bu eseri, benim için çok farklıydı. Çok kitap okuduğumu söyleyemem ama seçtiğim kitaplar, her zaman dünyanın çeşitli ülkelerine ait olmuştur. Sadece haritada yerini bildiğim veya turist olarak bulunmuş olduğum ülkeleri ve insanlarını kitaplar vasıtasıyla tanımayı severim.


Bu nedenle, değişik coğrafyalardaki birbirlerinden farklı ülkelere ait çok kitap okudum ama İhsan Oktay Anar'ın romanını okuduktan sonra yazara karşı duyduğum büyük hayranlığı ve saygıyı başka bir kitap ve yazarına karşı duyduğumu hatırlamıyordum. Bu duygu ve düşüncelerle elime aldığım diğer kitabım Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanı benim için büyük bir sürpriz oldu. Zira, gerçeklikle olağanüstü olayların ustaca bir kurgu içinde okuyucuya verildiği bu kitap ve yazarına da aynı hayranlığı duydum.



Gabriel Garcia Marquez (6 Mart 1927- 17 Nisan 2014) aslen Kolombiyalı olup, tüm Latin Amerika ülkelerinde Gabo ismiyle tanınan roman, hikaye ve oyun yazarıdır. Gençlik yıllarından itibaren korkusuzca memleketinin dış politikalarını eleştirmiş olan yazar, ölümünden sonra Kolombiya Cumhurbaşkanı tarafından "Bu güne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı" olarak ilan edilmiştir. 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Garcia Marquez, 1972 yılında Neustadt International Prize for Literature ödülüne, 1982 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.



Gabriel Garcia Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık adlı eserini 1967 yılında yerleştiği Meksika'da yazdı. Yazar, çocukluğunun geçtiği Kolombiya'daki Aracataca'yı Macondo adıyla fantastik bir kurguyla yazmış ve amacını "çocukluk günlerini sanatsal bir dille gelecek kuşaklara bırakmak" olarak açıklamıştır. Bu eser, bir edebi tarz olan "Büyülü Gerçekçilik" tarzında yazılmış en önemli eserlerden biridir. Büyülü Gerçekçilik, gerçek ve fantastik, alışılmış ve alışılmamış olanı bir arada kullanır. Gerçek ve fantastiğin mükemmel oranda bileşimi olarak algılanmalıdır. Büyülü Gerçekçi bir eser, doğal olan ile doğaüstü olanı okuyucuyu şaşırtmadan kaynaştırmalıdır.

Türkçe'ye ilk çevirisini yapan Sander Yayınevi tarafından Türkiye'de ilk defa 1974 yılında basılan eser daha sonra Türkçe yayın haklarını satın alan Can Yayınları tarafından, mükemmel çevirisi Seçkin Selvi'ye ait kitabın ilk basımı 1984 yılında gerçekleştirilmiş. Bugün elimde olan kitap, 2015 yılı basımı olup, 63 üncü baskısıdır.

Kitabın arka kapağında Garcia Marquez'in ağzından aynen şu sözler yer almaktadır:
"Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...