8 Temmuz 2016 Cuma

ZEYTİNYAĞLI AYŞE KADIN FASULYESİ...Yaz Yemekleri...

Yaz aylarını uzun yıllardır Trakya'nın Kuzey Ege sahillerinde geçiriyoruz. İl ve ilçe merkezinde veya yakın illerde yaşayan ailelerin çoğunluğu teşkil ettiği bir nüfusu vardır. Ancak, Türkiye'nin her köşe bucağına gitmekte hiçbir beis görmeyen İstanbul'lular burada da trakyalı nüfusla yarıştalar. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında yazlık evimize doğru yola çıkarız. İlçe merkezine vardıktan sonra sahile kadar olan yol boyunca yolun her iki tarafında ayçiçeği tarlaları uzanır. Bol yapraklı bodur gövdelerinden tanımanın mümkün olmadığı ayçiçeği bitkisi Temmuz ayına doğru boy atar ve gövdenin en ucunda meşhur sarı yapraklı çiçekleri günden güne büyür, çekirdeklenir.


Köylü, yağlık ayçiçeği, buğday gibi sanayi ürünleri dışında tarlalarının bir bölümünü sebze yetiştirmeye ayırır. İkliminin gereği Temmuz ayında ancak olgunlaşan kırmızı ve pembe domatesler, bamyalar, acı-tatlı sivri, çarliston ve dolmalık biberler ve top patlıcanların lezzetleri ve tazelikleri ile sofralarımız her öğün bayram sofralarına dönüşür. Ağustos güneşinin bereketiyle dalında olgunlaşan çeşitli meyveler ve tarlalarda yata yata büyüyen kavun ve karpuzlar ayın sonuna doğru bostanların bozulmasıyla traktör kasalarında yazlıkçılara satış için dolaştırılır.



Aşırı sıcakların yaşandığı Ağustos ayında harareti bastırmak için kesilen karpuzların haddi hesabı yoktur. Evinizde yersiniz, yandaki komşuya geçersiniz buzdolabında soğutulmuş buz gibi karpuz dilimleri ortaya gelir. Bir yandan da ev sahibi yeni karpuzları dolaba koyar. Herkes deli gibi karpuz yer. Deli gibi demem öylesine değil çünkü, akıllı insan o kadar karpuz yemez. Karpuz, şekeri en bol olan meyvelerdendir ve vücuttaki şekeri ciddi oranda yükseltir.


Trakya'nın bu şirin sahilinde çalışkan, sevecen, muhabbetleri bol Trakyalı'larla her şey çok güzeldir de nedense taze fasulyelerini bir türlü sevemedik. Daha doğrusu bu taze fasulye ismi bile ilk başlarda bize tuhaf gelmişti. Aslında mantıklı ama alışık olmadığımız için biz yadırgamıştık. Bilenler bilir, İstanbul'lu pazara çıktığında veya manava geldiğinde pazarcı sattığı fasulyeleri isimleriyle metheder. Mesela, Ayşe Kadın, Boncuk Ayşe, Çalı, Şeker, Sırık fasulye. Zaten, her biri ayrı özellikte ve lezzette olan bu fasulyelere toptan tek bir isimle taze fasulye demek haksızlık olurdu.

Neyse, bizim Trakyalı komşularımızı taze fasulyeleriyle başbaşa bırakalım da biz Ayşe Kadın fasulyemizi pişirelim.



ZEYTİNYAĞLI AYŞE KADIN FASULYESİ

MALZEME;

1 Kilo Ayşe Kadın Fasulye
1 Adet irice soğan
2 Adet Domates
4-5 Diş Sarımsak
1 Çay Bardağı Zeytinyağı
1 Tatlı Kaşığı Tuz
2 Tatlı Kaşığı Toz Şeker,
1 Bardak Su

YAPILIŞI;

Fasulyeleri ayıkladım, soğanı ve sarımsakları soydum.
Yemeklik doğradığım soğanı tencerenin içinde tuz ile ovdum.
Üzerine sudaki fasulyeleri, sarımsakları ilave ettim karıştırdım.
Domatesleri rendeledim. Tüm malzemeyi tekrar karıştırdım.
Toz şekerini serptim. Suyunu verdim.
Zeytinyağını da üzerine gezdirdikten sonra fasulyelerin üzerine bir tabak kapattım.
Tencerenin kapağını da kapattıktan sonra orta ateşe oturttum.
Kaynama başlayınca ateşi kıstım.
Ara sıra tencereyi kulplarından tutup, salladım.
Kokusundan piştiğini anladığım yemeğimi tenceresinde soğumaya bıraktım.

Not; Yemekte soğanların görünümünü sevmiyorsanız, soğanı ikiye veya en fazla dörde bölüp, tencerede fasulyelerin üzerine yerleştirirsiniz. Yemeğinizi servis tabağına alırken soğanları atarsınız.

Afiyet olsun!






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...