12 Mayıs 2016 Perşembe

AKIL KALBE DANIŞIRSA...

Bedenimizi kullanırken bunu beynimiz aracılığıyla yapıyoruz. Malumdur ki; her şey beyinde bitiyor. Organlarımız beyinden aldıkları komutlarla çalışıyor. Mesela ellerimiz eğer beyin komut vermezse çay bardağını bile tutamaz. Hal böyleyken, beynimizin bizi yönettiğini varsayabiliriz ama bunu tek başına yaptığını düşünmüyorum. Her yönetici gibi kararlarında başvuracağı bir danışmana ihtiyacı var. Bu yüzden beynimizin bazı önemli kararlarını alırken kalbimize danıştığı kanaatindeyim.


Kalbimizin asli görevini yaparken yani vücudumuza kan pompalarken bir yandan da beynimizin danıştığı konulardan etkilendiğinizi anlarız. Asli görevini aksatır, pompaladığı kan miktarının ayarı kaçar. Fazla kan pompalarsa yanaklarımız al al olur heyecandan elimiz ayağımız kesilir eğer normalden az kan pompalarsa kendimizden geçer, bayılırız. Beynimiz kalbimize ne kadar danışırsa danışsın yöneticiliğin en önemli sorumluluğu olan son kararı beynimiz kendisi vermek ister. Kalp, duygularımızın yuvası olduğuna göre beyin de aklı temsil eder. Bir yandan aklı temsil eden beynimizin bizi idare ettiğini düşünüyorum ama bir yandan da yaptıklarımdan, aldığım kararlardan her zaman hoşnut kalmadığımı hatırlıyorum.

Beyin ile kalbin yani akıl ile duyguların birlikte paslaşarak hayatımı yönetmelerini anlamaya çalışırken kalbimin kurnazlık yapabileceği aklıma geldi. Memnun kalmadığım kararlarımda belki de kalbim etkili oldu. Kalbim hile yaparak ipleri eline almış olabilir. Düşündükçe daha iyi anlıyorum ki; bazı kararlarımda kalbimi kapatırken, bazı kararlarımda aklımı yok saymışım. Bir şarkı vardı eskilerde "Son verdim kalbimin işine" diye. Demek ki; kalbimiz bazen bizi ele geçiriyor ve o an için sahip olduğu güçle aklımızı devreden çıkartıyor.


Aldığımız doğru veya yanlış kararlar bize ait ve sonuçlarına da biz katlanıyoruz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz kararlarımız için aklımızı veya kalbimizi suçlamak biraz kolaya kaçmak gibi görünüyorsa da çok da haksız sayılmayız. Bence, kendimizi onların ellerine bırakmak yerine her ikisinin de iplerini elimize alıp, dengeyi sağlamamız gerekiyor. Eğer bunu yapmaz isek daha çok hatalar yapar, daha çok üzülürüz.