17 Aralık 2015 Perşembe

KÜRK MANTOLU MADONNA...Sabahattin Ali

Vaktiyle okumuş olduğum kitaplar her yeni jenerasyonla yeniden ortaya çıkıp, gündeme oturunca evdeki kitaplığıma bir el atıyorum. Mütevazi kitaplığımda mevcut ise bir göz atıp, hatırlamaya çalışıyorum ama çoğu zaman aradığım kitabı bulamıyorum. Bunun sebebi okunmak üzere alınmış bazı kitaplarımın iade edilmemiş olması ama daha ziyade okuduğum çoğu kitabın bana ait olmaması.


Okul zamanı sınıfımızdaki kitaplıktan kitap okumaya alıştığımız için yaz tatillerinde okumak için kitap satın almak aklımıza gelmezdi. Mahalleden arkadaşlarla evimize yakın bir kütüphaneye üye olur, seçtiğimiz kitapları belli bir süreliğine eve götürürdük. O yıllarda kitaplarımı neye göre seçiyordum hatırlamıyorum. Tahminimce, ders kitaplarında kısaca bahsedilen, okuma parçası adı altında bir-iki sayfasını okuduğumuz eserlerin tamamını okuma merakıydı.

Son bir kaç yıldır Kürk Mantolu Madonna adını sıkça duyunca kitaplığıma başvurdum ama maalesef bulamadım. Okuyup, okumadığıma karar veremediğim için bir tane satın aldım. Kitap, ailesinin sahibi olduğu sabun imalathanesi için yeni bilgiler edinmek üzere babası tarafından Almanya'ya gönderilmiş genç bir erkeğin, bir resim galerisinde gördüğü yağlıboya tablo üzerinden kendi kendine var ettiği aşkını ve bu aşkı gerçeğe dönüştürme çabalarını anlatıyor. İlk defa 1940 yılında günlük gazetede tefrika edilen roman, 1943 yılında kitap olarak yayımlanmış.


Sabahattin Ali, Milli Eğitim Bakanlığının açmış olduğu bir sınavı kazanarak eğitim görmek üzere 1928-30 yıllarında Berlin'de yaşamış. Kürk Mantolu Madonna'nın kahramanı Raif efendi karakterinin yazarın kendisi olma ihtimali çok yüksek. Yazarın, bizzat yaşadığı veya şahit olduğu bir aşkı anlattığını düşünüyorum. Muhtemeldir ki; romanın kahramanı gibi kendi de Almanca öğrenmek için kitaplarla odasına kapanmış ve yine bilgisini arttırmak için Berlin'i karış karış gezmiştir.

Yazım hayatı boyunca siyasi iktidarla başı derde giren Sabahattin Ali, çeşitli dergi ve gazetede yayımlanan yazılarından dolayı hakkında soruşturmalar açılır ve hapishanelerde yatar. Ezilen halkı ve zamanın elitleri tarafından hakir görülen köylüleri anlattığı hikayeler siyasi iktidarı kızdırır. Siyasi polis tarafından devamlı izlenir. Öğretmenliği bir çok defa kesintiye uğrar. Yaşamak için yazmak zorundadır. Bunun için arkadaşlarıyla dergiler çıkartır. Ancak, siyasi iktidarın baskıları o hale gelir ki yazmak için ne gazete ne de bir dergi sayfası bulabilir. Baskılardan kurtulmak için gitmek istemesine rağmen yurtdışına çıkış izni verilmeyince Bulgaristan'a kaçak yollardan gitmeye karar verir. Para karşılığında kaçmasını sağlayacak kişi tarafından 2 Nisan 1948 günü öldürüldüğü söylenir ama bir rivayete göre de işkencede ölmüştür.

Yazarın 1907 tarihinde doğduğu Edirne Vilayeti Gümülcine sancağına bağlı Eğridere Kazası, bu günkü adıyla Bulgaristan'ın Eğridere (Ardino) kentinde 31 Mart 2007 günü yazarın 100 üncü doğum günü kutlanmış. Anma toplantısına başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Türk ve Bulgar yazarlar, şairler ve Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali de katılmış. 1950'li yıllardan beri kitapları tüm okullarında okutulduğu için Sabahattin Ali, Bulgaristan'da çok tanınan bir yazarmış.

Bulgaristan'da çok tanındığını öğrendiğim yazarımızı ders kitaplarımda okuduğumu hatırlamıyorum. Edebiyat ders kitaplarında ya hiç yoktu ya da ufak bir okuma parçası veya şiiriyle geçiştirilmişti. Ama, dediğim gibi...Hatırlamıyorum...Belki de vardı...Bilmiyorum...