4 Ekim 2015 Pazar

TASARRUF...Yılan bile toprağı tarta tarta yer

Şahsen tasarrufa inanırım ve har vurup harman savuran insanlara akıl erdiremem. Bir insanın kazancının tümünü veya daha fazlasını harcamasını aklım almaz. Tasarruf ederek yaşamını sürdüren insanlar var ama sadece fakirlerin tasarrufa ihtiyacı olduğunu düşünenler çoğunlukta. Gerçekten, düz mantıkla bakıldığında parası az olanın tasarruf yapması daha doğru gibi görünür. Hatta, "Parası bol olan neden tasarruf yapsın" diye de sorabiliriz. 



Bu soruya cevap verebilmek için evvela tasarrufun tanımını yapmak lazım. Tasarruf, biz insanların diğer canlılarla beraber kullandığımız hayati önemi haiz, vazgeçemeyeceğimiz maddelerin tüketiminde dikkatli davranmak, gereği kadar kullanmaktır. Kısaca, idareli tüketmeye tasarruf denir. Bu tanımı biz yani insanlar yapmış ama ilginçtir ki; insanoğlu bu tanımı adeta reddediyor. Bizim dışımızdaki canlılar ise buna tam manasıyla riayet ediyorlar. Örnek vermek gerekirse, çocukluğumda duyduğum zaman inanmakta zorlandığım "Yılan bile toprağı tarta tarta yer" atasözü bu tanımı anlamamıza yardım eder. 

Üzerinde yaşadığımız dünyada, insanlarla beraber tüm canlıların yaşamsal olarak kullandıkları kaynakların, tükenen cinsten olduğunu düşünecek olursak tasarrufun ne karar önemli olduğunu daha iyi anlarız. Bunun için evvela, tasarruf kelimesinin insanlar üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırmak gerekiyor. Malumunuz, memleketimizde fakir olmak ayıptır ve tasarruf yapan insanlar fakir görünecekleri endişesi taşımaktadırlar. 



Yaşamın her alanında tasarruf yapılır. Bütün bunların yanında zorlukla kazandığımız paranın tasarrufu da büyük önem taşıyor. Tasarruf ve bütçe yönetimi geleceğimizi garanti altına alır ve istenmeyen borçlardan, iflaslardan, icralardan kaçınmamıza yardımcı olur. Her birey bütçe yönetimi yapmalıdır. İlerideki emeklilik planları, ev ve taşıt alımı gibi konularda daha rahat etmemizi sağlar.

Anlaşıldığı gibi tasarruf, hayatımızın her anında tüm eylemlerimizde var olması gereken bir durum. Ayrıca, paramızın olması veya olmaması ile de bir bağlantısı yok. "Parasıyla değil mi?" istediğim kadar tüketirim mantığıyla hareket edemeyiz. Hatırlayın, bir masalda her tuttuğu altın olan bir kral vardı, Zengin olma hırsı ile her tuttuğunun altın olmasını dileyen kral elinin dediği her şey altın olduğu için sevdiği yiyeceklere el bile sürememişti.

Tasarrufa riayet etmeyen, parayla her şeyi satın alabileceğini zannedenlerin durup bir düşünmesini isterim. Rahatlıkla, hiç düşünmeden musluklardan akıttığımız suyun bir damlasını bile üretmeye hangi paramız yeter. Bu dünya, üzerinde yaşayanlarla bir bütün ve kendi kanunlarıyla dönüyor. Bu kanunlar, karıncadan insana kadar her canlının yaşama ve neslini devam ettirme haklarını korumak için var.

Buna karşılık biz ne yapıyoruz. Dünyanın sadece bizim için yaratıldığını, akıllı olduğumuz için diğer yaratılanlardan üstün olduğumuzu, tüm canlıların bizim emrimizde olduğunu düşünüyoruz. Bu düşünceye nerden kapıldık bilmiyorum. Bu kadar kendini beğenmişlik, şımarıklık, kibir ile geldiğimiz nokta yine iyi. Hâlâ nefes alacak temiz havamız, içecek suyumuz, yiyecek ekmeğimiz olduğu için şükretmemiz lazım. 




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...