5 Aralık 2014 Cuma

UYKU BAZEN KAÇIŞTIR...Anneler ve Kızları...

Nihayet yatağımdayım. Başım ağrıyor. Aklım karışık. Ne düşüneceğimi hiç bilmiyorum. Belki de düşünecek bir şey yoktur. Üzgün değilim. Hafif bir kalp kırıklığı olabilir ama bir rahatlama da hissediyorum. Belki de bir kaç haftadır üzerimdeki baskının beklemediğim bir şekilde bitmesindendir. Madem düşünecek bir şey yok, kafamın içi neden arı kovanı gibi uğulduyor. Yorganı başıma kadar çekiyorum. Yatağın içinde kaybolmak istiyorum. Biraz uyusam. Uyku bana iyi gelecek. 






-Önemli, buluşalım, dedi. Randevuyu öğrenen anneciğim kafasında neler kurdu, neler düşündü ise akşam beni kapıdan yolcu ederken pek heyecanlıydı. Üstümü-başımı inceledikten sonra- "Güle güle git. Hayırlı haberlerini bekliyorum" dedi.

Bir süredir hayatımın odak noktasına oturttuğum adam sıcacık gülüşlü, yanındaki kadını sadece kollarıyla değil bakışlarıyla da sarıp-sarmalayan samimi bir insan. Aslında, tanışalı çok uzun zaman olmadı. Hatta şimdi düşününce onu pek tanımadığımı anlıyorum. O kendini tanıtmak için bazı girişimlerde bulunmuştu aslında. 

Off! biraz uyusam. Uyuyabilsem. Ama, yorganı başıma çekince düşünceler gitmiyor. 

Annem benden hayırlı bir haber bekliyordu ama ben ona ayrılık haberi verdim. Akşam arkamdan kimbilir ne hayaller kurmuştu. Ben ise onu her zaman ki gibi sükutu hayale uğrattım. Aklım karmakarışık. Bir kaç saat evvel arabadaki konuşmalarımız geldi aklıma. Daha doğrusu onun anlattıkları. Beynim tekrar tekrar başa sarıyor sanki. 

Yüzünde ciddi bir ifade vardı. Dudaklarının ucunda duran ufak bir gülümsemeyle bir şeyler anlatıyordu hiç durmaksızın. Mütemadiyen konuşuyordu. O gülümseme, çaresizliğinin yüzüne çizilmiş bir resmiydi sanki. Öyle çaresizdi ki; tebessümü maske etmişti yüzüne; üzerime gelme, soru sorma sadece anla! der gibiydi. 

Off! başım. Düşünmek istemiyorum. Bir dalabilsem uykuya. Kafamın içi çıfıt çarşısı. 

Kocaman gülen bir adamdı. İlk karşılaştığımızda yadırgamıştım. Ben öyle gülen adamlara alışkın değilim. Ne ailemde ne de iş hayatımda olsun öyle kocaman gülen, gözleriyle gülen, gülünce ışıl ışıl parlayan adamlara alışkın değilim. Önce yadırgadığım gülen yüze zamanla alıştım ve aslında onun da her zaman gülmediğini anımsıyorum. 

Off! başım ağrıyor. Annem çok üzüldü. Bu defa umutluydu. Kendimi unuttum, annem için üzülüyorum, bu ne biçim iş. 

Söylediklerini duymuyordum artık. Sonunu tahmin ettiğim hikayesini dinlemek istemiyordum. Onun bu çaresizliği içimi acıtıyordu. Oradan biran önce kaçmak istedim. Kapıyı açıp çıkıp, gitmek. Engel olacağını düşünmüyordum. Sadece, son olduğunu hissettiğim bu buluşmayı bitirmeye gönlüm razı olmuyordu. Onunla biraz daha başbaşa kalabilmek uğruna dinliyor gibi yapıyordum.

Off! başım. Bir uyusam. Biraz uyuyabilsem.