27 Ekim 2014 Pazartesi

İNCİR REÇELİ 2...Ölüler Aldatılmaz...

Bodrum denizinin kıyıya vuran dalgalarını izlerken film bitiverdi. Filmi izlediğim sinema bir AVM de olduğu için çıkışta bir iki mağaza gezerim diye düşünmüştüm. Düşündüğüm gibi de yaptım ve ilk gördüğüm mağazaya girdim ama girmemle çıkmam bir oldu. Dünyevi-maddi ihtiyaçlar orada, o anda çok manasız geldi. Film boyunca hissettirilen aşk, ölüm, yas, acı, keder, yaralanmış kalplerin feryadıyla ben baştan-ayağa aşk olmuşum, aşk dolmuşum meğer.




Malum, film eleştirmeni değilim. Sadece sinemaya gidip, beyaz perdede film seyretmeyi seviyorum. Etkisinden kurtulamadığım filmleri de bloğumda paylaşıyorum. Eleştirmen olmadığım için bir film kısaca nasıl anlatılır bilmem. Bana kalsa filmi kare kare anlatırım. Her şeyin ilki varmış diyelim ve filmi anlatmaya başlayalım.

23 Ekim 2014 Perşembe

YOL...AMY BLOOM...Bir Kadının Kızıyla İmtihanı...

Bu yaz başında, tatilde okumak üzere dört tane kitap almıştım. O dört kitaptan biri olan Leyla'nın Evi'ni sabredemeyip hemen okumuş, bitirivermiştim de sıcağı sıcağına bloğumda da paylaşmıştım. Kalan diğer üç kitaptan biri Türk Edebiyat Tarihinin önemli yazarlarından Ahmet Mithat Efendi'ye ait, diğeri Afganistan asıllı Khaled Hosseini'nin, sonuncusu ise Amerikalı bir yazarın romanıydı.




Yazlığa yerleştikten sonra okumak üzere kitaplardan birini seçmem gerektiğinde biraz zorlandığımı itiraf edeyim. Çünkü, üç kitap da okumak için can attığım, onca kitap içinden bilerek ve isteyerek seçtiğim kitaplardı. Kitapları seçerken herkes gibi benim de bazı kriterlerim vardır. Mesela, daha önce bir-iki kitabını okumuş ve beğenmiş olduğum bir yazarın yeni kitabını okumak isterim. Veya tamamen merak saikiyle, adını duyduğum ama hiç okumadığım bir yazarı tanımak için veya konusu ilgimi çeken bir kitabı yazarını tanımasam da tercih edebilirim.

22 Ekim 2014 Çarşamba

PREMİO DARDOS ÖDÜLÜ...15 Blogger Arkadaşıma gönderiyorum...

Mimlenmek, blogger dünyasının bir gerçeği ama bazen mimlere cevap vermek benim gibi bloğuna fazla vakit ayıramayanlar için büsbütün zor. Vaktinde cevap veremediğim için mahcup olduğum arkadaşlarım var. Geçen gün değerli blogger arkadaşım Sevda Şen Ürgev'in, Sevda'nın Sokağı isimli bloğuna gönderilen premio Dardos ödülünün ( Ödül hakkında herhangi bir bilgi yok. İsminden anladığım kadarıyla İspanyol blogger'ların bir ürünü olsa gerek.) şartları gereği seçtiği 15 arkadaşının arasında benim ismimi de zikretmiş.




Benim için hoş bir sürpriz oldu, sevindim. Ödülü aldım, kabul ettim ama tüm diğer mimler gibi şartları var.

Premio Dardos Ödülü kuralları:

Ödülün fotoğrafını paylaşmak

Ödülü veren bloğun bağlantısını paylaşmak

15 bloğa bu ödülü dağıtmak

16 Ekim 2014 Perşembe

ÜÇ YUFKA BÖREĞİ...Sofraların Klasiği...

İnternet çıktı ihtiyacımız olan tüm bilgiler -bir tık- elimizin altında. Bilgi iyi bir şey ama fazlası bazen kafa karışıklığı yaratabiliyor. Geçen gün eve dönerken yufkacıdan üç yufka almıştım. Acil durumlar için dolabımın dondurucu bölümünde saklamak üzere börek hazırlamayı düşünüyordum. Zannedilmesin ki; boğazına düşkün, her daim yemek-içmek düşünen bir insanım. Ben sadece tedbirli olmayı seviyorum.




Malum, milletimizin misafirperverliği dünyaca ünlüdür. Çat kapı gelen misafirler için bile börekli-çörekli çay sofraları kurmak isteriz. Günümüzde haber vermeden ev ziyaretleri yapılmıyor hatta anne-babaların bile evladının evine habersiz gidemediği zamanlardayız ama geceden veya sabah vakti bir telefonla geliyoruz diyen akraba ve arkadaşlarımız için sofra hazırlığı, tedbirli değilseniz biraz zor olabilir.

6 Ekim 2014 Pazartesi

SÜT ŞERBETLİ KEK...Bayram Tatlısı...

Ailemizin mutfak kültüründe tatlı çok önemli bir yer tutar. Günlük yemek soframızda bizim için çorba ne kadar elzem ise tatlı da o derece önemli sayılır. Hiçbir şey yapılmasa bile en azından hazır alınmış tahin helvası ortaya gelir. Gerçi, tahin helvasının bir ayrıcalığı vardır ki; evde balık yapılacaksa tahin helvasından başka bir tatlı da zaten düşünülmez.




Misafir davet edildiğinde de hazırlanacak menüde en önemli konu yapılacak tatlıya karar vermektir. Bilhassa davet sofralarında ana yemek önemli gibi görünse de aslında yemek başlangıcı olan çorba ve yemeğin sonunda ortaya getirilecek tatlı çok daha önemlidir. Çorba, giriş yemeği olarak aç midelere ilaç gibi gelmeli, tatlı da yemeğin sonunda tok midelere bile hitap edecek görsel zenginliğe sahip olmalı. Davet sofralarında bir tane de değil, en az iki çeşit tatlı hazırlanır. Biri ağır tatlı dediğimiz şerbetli tatlı diğeri daha hafif olan sütlü tatlı olmalı ki; hem tatlıya doyalım hem de fazla tatlı sevmeyenler veya yiyemeyenler için alternatif yaratalım.