24 Eylül 2014 Çarşamba

ZERDE...Zerdeçal...Hafif Tatlı...

Bana göre tatlıların mevsimleri var. Veyahut şöyle ifade edeyim; tatlıların mevsimleri olmalı. Çünkü, tatlı dediğimiz yiyecekler çeşit çeşit ama asli malzemesi şeker. Şeker ise vücudumuzun ısısını yükseltir ve dolayısıyla eğer sıcak bir mevsimde tatlı yersek havanın sıcaklığını daha fazla hissederiz. Oysa ki; sıcak günlerde vücut ısımızı düşürecek yiyecek ve içecekleri tercih etmemiz gerekir. Burada anlatmak istediğim yaz sıcaklarıyla başetmenin yollarını aramak değil aslında sadece, vazgeçemediğimiz tatlılarımızı uygun mevsimlerde tüketmenin önemini vurgulamak.


 

Daha önceki yazılarımda da bahsetmişimdir bizim evde yaz mevsiminde tatlı yerine meyveleri tercih ederiz. Çünkü, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar farklı lezzetli meyve çeşidine sahip bir ülke yoktur herhalde. Ağustos güneşi ile ballanmış incirler, üzümler, şeftaliler varken ayrıca tatlı aranmak ne derece doğrudur!

Ancak, yaşadığınız toplumun değer yargılarına uymayan doğrularınız sadece sizi bağlar. Maalesef, misafir ağırladığınız sofranızda tatlı olarak meyve çıkarmanız affedilmez. Misafirlerinize meyve ikram edebilirsiniz ama tatlı servisinden sonra. Hele evde büyükanneler var ise ve de dini bayramlarımız yaz aylarına denk düşmüşse havanın çok sıcak olması hiç farketmez, illaki tepsi tepsi baklavaların, kadayıfların hazırlanması kaçınılmazdır. Bizim evde de kış mevsiminde şerbetli tatlılar akla gelir ama yaz gelince en fazla sütlü tatlılar yapılır ki; köylülerden aldığımız taze mandıra sütü ile hazırladığımız çeşitli sütlü tatlı ve muhallebilerimiz buzdolabında soğutulduktan sonra yaz günlerinin en makbul ikramıdır.



Ancak, sütlü tatlı sevmeyenler, hatta süt ve süt ürünlerini çeşitli sebeplerden dolayı tüketemeyen insanlar var. Bizim hafif tatlı addettiğimiz sütlü tatlılar bazı kişilere ağır gelebiliyor. Bu yaz, böyle bir misafir için hafif ama sütlü olmayan bir tatlı tarifi arayışına girdim. İlk olarak aklıma pelte pişirmek geldi. Bir yandan da tarif dosyamı karıştırırken yıllar önce topu topu bir kere pişirdiğim Zerde'nin tarifi geçti elime.


.


Zerde, ben dahil çoğumuz için müstakil bir tatlı olmaktan ziyade Zerde-Pilav ikilisi olarak sünnet düğünlerinin başlıca ikramıdır. Bu ikram geleneğinin devam ettiği yerler ve yöreler vardır ama Zerde'nin sadece sünnet düğünlerinin ikramı olarak kalması haksızlık olsa gerek. Bilhassa, yaz günleri için hafif ama bir o kadar da besleyici ve ferahlatıcı olan Zerde'nin evlerde de pişirilmesi, hatta yaz aylarına denk gelen bayramlarda ağır şerbetli tatlıların yerine Zerde'nin pişirilip, ikram edilmesi çok uygun olur kanaatindeyim.

Zerde, aslında ona sarı rengini veren safran ile pişirilir ama benim tarifimde safran yerine Zerdeçal kullanılıyor. Zerdeçal, sağlığımız için çok değerli bir baharat. Sadece, Zerde yapımında değil, çorbalarda, pilavlarda ve renklendirmek istediğiniz diğer yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Türk Mutfağının kadîm tatlılarından Zerde'nin unutulmaması ve tatlı dünyasındaki hak ettiği yeri alması için bu yazımın bir zerre miktar katkısı olursa ne mutlu bana.

Afiyet olsun...

ZERDE:

Malzemeler:

1 su bardağı Pirinç
2 su bardağı Toz Şeker
1 kahve fincanı Gülsuyu
1 çay kaşığı Zerdeçal
2 yemek kaşığı Mısır Nişastası
1 çay bardağı Su
1,5 litre Su

YAPILIŞI:

Pirinci iyice yıkadım
1,5 litre suyla pirinci haşladım
Haşlanan pirince, şekeri ve gülsuyunda erittiğim zerdeçalı ekledim
Bir iki karıştırdıktan sonra bir çay bardağı suda erittiğim nişastayı da ilave ettim
Karıştırmaya devam ettiğim tatlının kıvamı koyulaşınca ocaktan aldım.
Kaselere paylaştırdığım Zerde'nin üzerini Kuş Üzümü ile süsledim.