26 Temmuz 2014 Cumartesi

KUŞ ÜZÜMLÜ KEK...Üzümler Garip Kalmasın Diye...

Bu blogda çeşitli zamanlarda bir çok kek tarifi paylaştım. Keklerde genellikle çeşitli meyveler ve kuruyemişler kullanırım. Meyve tabağında sona kalmış elmalar ile elmalı kek, portakalın suyu ile portakal kokulu kek yaptım. Her defasında gayem kek yapmaktı. Çünkü, çay sofralarında börek ve salatadan sonra mutlaka yaş pasta ya da herhangi bir çeşit kek gerekiyor. Yaş pasta daha ziyade doğumgünü kutlamalarında tercih edildiği için çay sofralarında kek yeterli oluyor. Diğer kültürleri bilmiyorum ama bizim kültürümüzde tatlının yeri cümlenin sonundaki nokta gibidir. Tatlı tabakları gelmeden yemek bitmez.



Bir tarihte, kurabiye kolay geliyordu. Tatlı, tuzlu kurabiyeleri büyük bir zevkle yapardım. En sevdiğim de kurabiye hamurunu yoğurmaktı. Kurabiyelerin mükemmel olması için hamurunun çok iyi yoğrulması gerekir. Ne olduysa oldu ben kurabiye pişirmeyi bıraktım. Hatta, onlarla tek tek nasıl uğraşıyormuşum diye şaşırıyorum.

18 Temmuz 2014 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...Özel Sofraların Olmazsa Olmazı...

Bayramlarda veya özel günlerde ailece toplandığımız sofralar için menü hazırlamak bazen zor olur. Davetliler yakınlarımız olduğu için onların yemek zevklerini biliriz. Dolayısıyla, menüyü ona göre hazırlamak zorunda kalırız. Aile sofralarında, ninesiyle, torunuyla, gencinden yaşlısına her yaş grubundan birey olacağı için onların hepsine ayrı ayrı hitap edebilecek bir menü ortaya çıkarmak gerekir. Bütün bunlar, aslında aile sıcaklığını hissetmenin bedeli olsa gerek.


Aile sofralarında insan kendini ayrıcalıklı hisseder. Ne güzel bir iltifattır; teyzenizin veya yengenizin menüdeki bir yemeği sırf siz seviyorsunuz diye pişirmiş olması. Çocukluk yaşlarından itibaren aile büyüklerinden ilgi gören, özel zevklerine saygı duyulan kişiler, hayatları boyunca tatminkâr ve mutlu insan olurlar. Çünkü, gösterilen bu özen ailedeki çocukların adam yerine konması demektir. Söz hakkı verilmesi demektir. Kişilik haklarına saygı demektir. Farklılıklara saygı demektir.

15 Temmuz 2014 Salı

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.
Eğitimde 30 Yıl...
Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.
GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.


GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.
GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!
Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.

13 Temmuz 2014 Pazar

KIŞ UYKUSU...NURİ BİLGE CEYLAN...Yazlığa Göç Hazırlığı...

Doğadaki bazı bitki ve hayvanlar, sert hava koşullarından korunmak için kışın uykuya yatarlar. Onların bu içgüdüsel davranışları yani Kış Uykusu, aynı zamanda bir tabirdir ve kendiyle meşgul, çevresindeki olan bitene tepki vermeyen, kayıtsız ve duyarsız insanların davranışları için kullanılır. Ama neticede; KIŞ UYKUSU'DA BİR UYKUDUR VE ER-GEÇ UYANILACAKTIR.


Bu yıl malûm, bahar yağmurları Haziran ayına sarktı. Bazı özel işlerimiz de olduğu için hele bir havalar düzelsin dedik ve yazlığa gidiş tarihimizi akışına bıraktık. Yazlık yerlerde arzu edilmeyen pek çok şey vardır; gürültücü komşular ve haftasonu kalabalığı...gibi. Bir de yağmurlu havalar istenmez yazlık yerlerde. Çünkü, oralarda hayat yüzmeye ve güneşlenmeye endekslidir. Yazlık yerlerin olmazsa olmazı güneş bulutların arkasına saklandığı zaman, üstüne üstlük bir de gökler yarılır gibi gümbür gümbür gürültülerin ardından fıçılardan boşalır gibi yağan yağmurda herkes ister istemez evine çekilir. Bahçelerin, balkonların, terasların yağmura teslim olduğu evlerde can sıkıntısı başroldedir.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

YAZLIK EV... Her Nimet Bir Külfet Karşılığıdır!

İkinci ev diye de tanımlanan Yazlık Evler, yaz mevsimi boyunca ailece ikamet edilecek, gerekirse yatılı misafir ağırlanacak bahçeli, verandalı veya teraslı, yeşillikler, çiçekler içinde ferah evlerdir. İnsanlar, dinlenmek için şehir dışında, tabiatla içiçe olabilecekleri, hayatın daha yavaş aktığı, sessizliğin hakim olduğu yerlerde bir ev alıp, başlarını dinlemek isterler.


Yazlık ev sahibi olmak son zamanlarda yaygınlaşmış olabilir ama aslında bu kültürün tarihi çok eskilere dayanır. Memleketimizin her yerinde yaz evleri kullanılmıştır. Bugün yaz tatili için gidilen Akdeniz sahillerinin yerli halkı, yaz mevsimini yayladaki evlerinde geçirirlerdi. İstanbul'daki yazlık ev kültürü de çok eskilere dayanır. İstanbul şehri esas itibarıyla -Tarihi Yarımada- denilen Sultanahmet, Beyazıt, Fatih, Eminönü ile -Galata- denilen Karaköy ile -Pera- denilen Beyoğlu, Taksim ve Şişli'ye kadar olan bölgeden ibaretti. Bu semtlerde yaşayan aileler, yaz aylarının gelmesi ile birlikte Boğaz kıyılarında, Çamlıca tepelerinde, Bostancı, Moda, Maltepe sahilleri ile Göztepe'de bulunan yazlık köşk, kasır, yalı veya konaklarına göç ederlerdi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...