18 Şubat 2014 Salı

BİLMİYORUM!..diyebilmek...


Bilmiyorum! demek veya diyebilmek zor olmasa gerek ama gel de bunu bize anlat. O bir tek kelimeyi söylemeyi katiyyen beceremiyoruz. Halbuki var ya! bir söyleyebilsek hayat ne kadar kolaylaşacak. Sorunun sahibi de sorunun muhatabı da rahat edecek. Çünkü, bir insan her şeyi bilemez ki. Herkesin her şeyi bilmek gibi bir zorunluluğu da olamaz ki. Ama yok! biz bilmek zorundayız. Bize sorulan her şeyi bilmek gibi bir misyon yüklenmişiz. Hatta, bunu genetik bir kod gibi bünyemizde taşıyoruz. 




Bilhassa, adres soranlara bilmediğini söylemek ne kadar zor gelir insanımıza. Adres sorduğum bazı insanların aradığım yeri bulmamız için nasıl çırpındıklarını ben çok yaşadım, işlerini-güçlerini bırakıp, bizim namımıza başkalarına da sorarak hep beraber çok adres aramışlığımız vardır. Mutlaka sizin de başınıza gelmiştir. 

Kendi deneyimlerimden yola çıkarak vardığım netice; ilköğretim çağlarında çocuklara verilen ev ödevlerinin, bizim bu yanlış veya bozuk diyebileceğimiz davranış biçimini yarattığını ve adeta bir genetik özellik gibi zamanla benliğimize işlendiğini düşünüyorum.

Bütün gün öğretmenini dinleyen ilkokul öğrencisi eve döndüğünde ödevi için mutlaka annesinden veya babasından yardım ister. Onların işin içinden çıkamadığı durumlarda ise değişik alternatifler aranır. Varsa ağabey veya abla, yoksa komşulardan yardım istenir. Bu durumu da hiç kimse sorgulamaz. Bu çocuk niye elinde defteri kalemi ödev yapmak için kapı kapı dolaşıyor. Bu çocuk bütün gün sınıfta ne yaptı. Hele elişi ödevleri, anneler-babalar bir de iddialı olarak saatlerce o ödevler için uğraşırlar da çocuk da onları seyreder. 






Demek istediğim, bilmiyorum demenin zorluğu kibir veya gurur değil sadece ve sadece yardım etmek. Bize inanmış, güvenmiş, derman olarak görmüş bir insanın sorusunu bilmiyorum diyerek geçiştirmeyi kendimize yakıştıramıyoruz vesselam. Kendimden biliyorum, bilmediğime emin olduğum bir soru karşısında bile hemen bilmiyorum diyemiyorum. Durup bir düşünüyorum. Öyle yapmazsam zannediyorum ki karşımdaki, onu başımdan savdığımı düşünecek. 

Bu günkü gençler bu genetik mirası devam ettirecekler midir? diye bir soru soracak olursanız, bu günkü eğitim sisteminin geldiği noktadan haberim olmadığı için -yine de bir düşüneyim- bilmiyorum.