29 Mayıs 2013 Çarşamba

DOĞAYA YENİLDİM...Mutluyum!

Yazımın başlığındaki çelişkinin farkındayım ama bu bir gerçek. Ben yenildim ve bundan asla gocunmuyorum. Lafı uzatmadan anlatmaya başlasam iyi olacak. Mutfak balkonumuzun demirlerine asılı uzun saksıdaki sardunyalarımı ve saksıya dadanan kumruları daha önce anlatmıştım. Mart ayının ortalarıydı. Yeni yeni yapraklanıp, tomurcuklanan sardunyalarımı kumru çiftinin yuvası olmaktan son anda kurtarmıştım. 



Gerçi bu kumru çifti zaman zaman saksının etrafında dolaşırken -uçarken- görüyordum ama kuluçkaya yatmak için başka bir yerde yuvalarını kurduklarını düşünüyordum. Heyhat! kumru çift meğerse bizim saksıdan hiçbir zaman vazgeçmemişler. Bu ayın, yani Mayıs ayının ortalarıydı sabah kahvaltısını hazırlamak için mutfağa girdiğimde göz attığım saksının içinde kelimenin tam manasıyla kurulmuş oturan bir kumru gördüm. Uzaklaştırmak için camı açıp, daha önce de yaptığım gibi kış-kışladım ama kumru hanım tınmadı bile. 

22 Mayıs 2013 Çarşamba

PATATES TOPLARI... Mayonezli Yoğurdun Katkılarıyla...

Genel manada salatayı tanımlamak gerekirse "Öğünlerde kişiye göre değişen şekliyle ya yemeğin hemen önünden tek başına ya da yemekle beraber iştah açıcı, ferahlatıcı, sindirime yardımcı, ekşili, çoğunlukla çiğ tüketilen ilave bir yiyecektir", diyebiliriz. Sofradaki ana yemeğin çeşidine göre salata da farklılaşır. Mesela, ana yemek balık ise türlü çeşitli otlarla zenginleştirilmiş zeytinyağ, sirke ve limon üçlüsüyle soslanmış kıvırcık salatası, tava ya da ızgara balığın olmazsa olmazıdır.




Veya, yaz günlerinin kraliçe yemeklerinden Karnıyarık yanında dolgun yaz domatesi, çıtır-taze salatalık ve beyaz soğanın minik minik doğranıp, harmanlanarak ve klasik üçlü ile tatlandırılarak yapılmış nefis bir Çoban Salatası olacak ki karnıyarık sofraya gelmeyi kabul etsin.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

KUZU ETLİ NOHUT...Ağır Makineli!

Hiç bitmeyecek zannettiğimiz koskoca bir kış mevsimi daha bitti. Şimdi kıştan kalan son izleri de silip-süpürmek zamanı. Dolap içleri temizlenecek, yazlıklar çıkarılacak, kışlıklar yıkanıp kaldırılacak. Kıyı-bucak elden geçecek perdeler yıkanacak ve tertemiz mis gibi evde bahar ve yaz aylarının tadı çıkarılacak. 




Her evde yaşanan ya da yaşanacak olan bahar temizliğine ek olarak ben bir de kiler temizliğine başladım. Kiler temizliği kıştan kalan erzak, turşu, reçel, marmelat ne varsa bitirilip, kavanozlarının yıkanması demek oluyor. Epey bir süredir kışlık erzak alımını durdurmuştum zaten. Bu temizlik kapsamında bizim evde birbiri ardınca mercimek, kuru fasulye ve en son da nohut pişirdik. 

13 Mayıs 2013 Pazartesi

NÖBETÇİ ECZANE'den İlaç Satınalmanın Adab-ı Muaşereti...

Eczaneler, hastane, sağlık ocağı veya doktor muayenehanesinden sonra uğradığımız ikinci durağımızdır. Reçetede yazılı ilaçları -rengârenk kutuları- önümüze yığdıkları zaman hele ki devamlı müşterisi olduğumuz bir eczane ise yapacağımız ayaküstü ufak bir sohbet ile hastanenin ve doktorun stresini üzerimizden atar ve yarıyarıya iyileşmiş olarak oradan ayrılırız. Hasta üzerindeki bu olumlu etkisine rağmen eczaneler, diğer bir yönüyle de ticarethanedir. Diplomasını alıp eczanesini açan eczacının ilk kaygısının hastalara ne kadar faydalı olacağı değil de dükkanını iyi yere açıp, açmadığı olacaktır. Demek ki eczanelerin bir manevi yönü, bir de maddi boyutu vardır.



Ancak, öyle de bir vakti-saati vardır ki; eczaneler, sadece şifa dağıtan yerlerdir. Bu vakit-saat, bütün gece sabaha kadar açık -nöbetçi eczane- oldukları günler ve gecelerdir. Gecenin bir vakti ev kıyafetiyle sokağa fırlamış, açık bir eczane bulmak için çırpınan, ya çocuğu ya eşi ya da kalp hastası bir büyüğü için bilmediği adreslerdeki daha önce hiç gitmediği eczaneyi arayan ve bulduğunda da mutluluğu gözlerinden okunan insanların gözlerindeki o mutluluk ışığı aslında nöbetçi eczaneye -eczacı ve kalfası- duyulan minnetin ifadesidir.

10 Mayıs 2013 Cuma

TAVUK SALATASI...Tadı Damakta Kalan Lezzet!

Geçtiğimiz günlerde eski bir arkadaşımı ağırlamak kısmet oldu. Hayat gailesi denilen ve bilhassa İstanbul gibi büyük şehirlerdeki insanları etkileyen işler-güçler nedeniyle bir türlü biraraya gelemediğimiz arkadaşım ile nostalji dolu bir-kaç saat geçirdik.  






Birbirinden habersiz ama karşılıklı istek olmuş olunca nasip oldu buluştuk. Bu güzel buluşmada çaya düşkünlüğünü bildiğim arkadaşım için uzun sohbetler yapacağımız bir çay sofrası hazırlamayı uygun gördüm. Eski günleri yâd ederken, bizi yormayacak hafif ikramlıklar hazırlamak istedim. Ortak bir arkadaşımızı da aramıza alınca üç çocukluk arkadaşı olarak bol bol eski günlerden, biraz da bu günlerden bahsettiğimiz keyif dolu bir sofra başı sohbeti yaşadık. 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...