30 Ocak 2013 Çarşamba

AYVA REÇELİ... Meyve Yoğunluklu...

Sonbaharın başında anlaşılmıştı bu kış ayvanın bol olacağı, buna bağlı olarak da kışın sert geçeceği. Sert geçecek kışı beklemeye başladım. Avrupa, bembeyaz karlar altında, doğu illerimiz zaten kışa uzun zamandır teslim olmuş. Biz ise İstanbul'da yazdan kalan güneşli günler yaşadık. Bu hafta sonu kar Trakya'dan giriş yaptı da İstanbul biraz soğudu ama kar yine yok. Havada kar kokusu da yok. 



Karlı-buzlu soğuk havaları sevdiğimi zannetmeyin. Benim derdim yağan karın seyrine durmak değil. Kış soğuğu zaten sevilesi bir şey değil. Benim derdim, ne olacaksa olsun, kış kışlığını yapsın ve gitsin. Bütün istediğim bu. 

28 Ocak 2013 Pazartesi

ŞADIRVAN'da Islak Çıplak Ayaklar...

Her müslüman gibi çocukluk yıllarımdan beri çeşitli vesilelerle bir çok camide en azından iki rekat namaz kılmışlığım vardır. Bilhassa, mübarek Ramazan aylarında sokağımızdaki camide gündüz vaaz dinler geceleri de Teravih namazı için koşa koşa gider kadınlar mahfilindeki yerimizi alırdık. Gençliğimde ise ailedeki büyüklerle beraber İstanbul'un Selâtin camilerini dolaşırdık. Ramazan boyunca mümkün olduğu kadar çok camide teravih namazı kılmak adettendi ve bence güzel bir gelenekti. 



Katıldığım cenazeler vesilesiyle de İstanbul'un çeşitli camilerinin avlularında bulundum. Bahsetmeden geçemeyeceğim, çocukluğumda eski adetlere göre kadın kısmısı cenaze törenine katılmazdı. Kadınlar cenaze evinde kabristandan dönüp, gelecek erkekler için sofra hazırlar ve ölenin ruhu için helva kavururlardı. Mahalledeki bir camide cenaze namazı kılındıktan sonra mezarlığa gitmeden evvel cenaze evinin önünde bir ufak tören daha yapılır, evde bekleyen kadınlardan ve komşularından helallik alınırdı. Bu sırada, ölenin yakınlarının feryatlarına da yürek dayanmazdı.

26 Ocak 2013 Cumartesi

SAAT YARIM! Eskiyle Yeni...Birlikte Güzel...

Sabah saatlerinde bir banka şubesinde, elimizde sıra numarası oturmuş bekliyoruz. Bir kadın, içeri girmeden şubenin kapısından başını uzatarak telaşlı bir sesle bankodaki memurlara doğru seslendi. 
-Öğle tatiliniz saat kaçta başlıyor?
Çalışma saatleri banka şubelerinin kapılarında mutlaka yazılıdır ama memleketimizde okuma-yazma oranının düşük oluşu ve özel bankanın mudi'ye -mecburi- olan saygısından dolayı kapıya yakın memur,
-Öğle tatili, saat onikibuçuk da başlıyor! diye cevap verdi.




Epey bir süredir ve pek çok yerde defalarca şahit olduğum gibi saat 12.30, uzun zamandır onikibuçuk -12,5- olarak söyleniyor. Bize ilkokulda belletilen, saat 12.30'u gösterdiği zaman, saat- Yarım- dır. Dijital saatlerde yazdığı gibi 12.30 da denilebilir belki ama 12,5 (onikibuçuk) olarak söylendiği zaman bana hiçbir şey ifade etmiyor. 

22 Ocak 2013 Salı

PANCAR TURŞUSU...Kış Boyunca...

Geçtiğimiz hafta karlı günlerin sonunda günlük alışveriş için erken saatlerde sokaktaydım. Hava açık gök masmaviydi ama soğuk yerindeydi. Apartmanın bahçesindeki ağacın dallarından sarkan incecik buzları görünce, çocukluğumda saçaklardan sarkan kol kalınlığındaki buzları hatırladım. Onların yanında bunların esamesi bile okunmaz ama bulduğuyla yetinmeyi bilen bir neslin -ahvadı- olarak coşkun bir sevinçle hemen fotoğrafladım. Bugün hâlâ saçak altından yürümeye çekinirim. 


Hava soğuktu ama güneş ışıklarının vurduğu kaldırım boyunca yürürken sanki bahar gelmiş gibiydi. Yüzümü güneşe doğru kaldırdım ve bir an gözlerimi kapattım, gözlerimi açtığımda cadde boyunca tüm evler ve bahçeler pırıl pırıl parlıyordu. Güneş, bir büyü gibi saldığı ışıklarıyla tüm caddeyi adeta yıkamıştı. Sadece cadde ve evler değil insanlar da farklıydı sanki. Marketin önünde yeni indirilmiş meyve sebze sandıklarındaki ürünleri kızlı-erkekli genç elemanlar, gülüşüp konuşarak tezgahlara yerleştiriyorlardı. 

18 Ocak 2013 Cuma

KOCAYA İTAAT...

"Müslüman kadın beş vakit namazını kılar, orucunu tutar kendini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse cennete girer" Hadis-i Şerif'ini takvim yaprağının arkasında okuduğum zaman promosyon takvimleri ilmihal'e benzettiğimi, firma ve şirketlerin, hediye olarak dağıttıkları bu takvimlerle dindar görünmenin derdine düştüklerini, gerçek bir takvimin nasıl olması gerektiğini ve buna örnek bir takvimin varlığını "Saatli Maarif Takvimi" başlıklı yazımda dilimin döndüğünce anlatmıştım.



Bu defa, bahsi geçen Hadis-i Şerif'in sahih olduğuna dair şüphelerimi sizinle paylaşmak istedim. Hadisler, inananlar için en basit tabiriyle yol gösterici, aydınlatıcı başvuru bilgileridir. Günlük yaşantıda karşılaşılan olaylar karşısında davranış şeklimizi belirlemek için hadislerden ilham alabiliriz. Veyahut, iyi bir insan, iyi bir müslüman olmak için de peygamber sözü olan hadisler bize yol gösterir. 

13 Ocak 2013 Pazar

SAATLİ MAARİF TAKVİMİ...Hediye Takvimlerin Misyonu!!!

Evimizde genellikle -yapraklı- yıllık takvim kullanıyoruz. Günleri tek bir sayı ile gösteren aylık takvimleri de kullandığımız oldu ama onlar yapraklı takvimin yerini tutmadılar. Bir kaç yıldır kullandığımız ufak bir işletmenin hediye ettiği evimizdeki takvimdeki bilgilerden yola çıkarak, bu takvimlerin bir nevi ilmihal haline getirildiğinin -elbette yetersiz ve özensiz- farkındayım. Hediye -bedava- olduğu için tercih ettiğimiz bu takvimlerin klişeleri çoğu kere aynı olmasına rağmen, bastıran şirketin veya firmanın adı yazılı kartona iliştirilerek o şirkete aitmiş gibi görünüyor. Bu şirketlerin genellikle Anadolu menşeli aile şirketleri olduğunu ve sahiplerinin de dindar olduğunu veya öyle görülme arzusu içinde olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. 


Adeta ilmihal hüviyeti kazandırılmış olan bu takvimler ile firma sahibinin dini bütün, dolayısıyla da özüne sözüne güvenilir biri olduğu imajı yaratılmaya çalışılıyor. Bu durum, firmaların kurucu sahibinin işbaşında bulunduğu müddetçe devam edeceğe benziyor. Yeni neslin, veliaht patronların ise tanıtımlarında bu yolu takip edeceklerini zannetmiyorum. 

10 Ocak 2013 Perşembe

YEDİ KAPILI KIRK ODA... Murathan Mungan

Oturduğum döner sandalyeyi döndürüp baktığımda bir kaç adım ötede duran çocuğun yüzünde geniş bir gülümseme ile bana baktığını gördüm. Ağzını açıp, kapatıyor ve ben ne dediğini anlamıyordum. Uykudan uyanmış gibiydim. Bir elini uzatarak işaret ettiği yöne doğru baktığımda anladım ki; ben kuaför salonundayım ve berber çırağı saçlarımdaki boyayı yıkamak için beni yıkama mahalline davet ediyor. 


-Buyrun yıkayalım, dedi.
Güleç yüzlü genç çocuğa karşı mahcubiyet hissettim. Kaç kere seslendin diye sordum. Gülümsemeye devam ederken suç işlemiş gibi boynu bükük, hafifçe 
-Üç kere, dedi. 
Elimdeki kitabın ayracını yerleştirdikten sonra kapatıp aynanın önündeki mermer tırnağın üzerine bıraktım ve yıkama mahalline çıkan basamaklara yöneldim.

6 Ocak 2013 Pazar

KAHVERENGİ' nin Suçu Ne...

Hiç bir rengin hak'kı bu kadar yenmemiştir. Kahverengi'den sözediyorum. Bir kaç yıl önce kızı iş görüşmelerine giden bir arkadaşımla sohbet ederken, kahverengi kıyafetlerin kişiyi pasif ve silik gösterdiğini, bu sebeple mülâkat sırasında adayların kahverengi kıyafet giymemeleri gerektiğini, kızının buna dikkat ettiğini uzun uzun anlatmıştı. Sevdiğim bir rengin bu kadar aşağılanması zoruma gitmişti.



Bu konuyla ilgili olarak yapılmış bir araştırma raporunu vaktiyle gazetemde okuduğum için -kahverenginin suçundan- haberdardım. Söyledikleri bilimsel verilere dayandığı için sevdiğim rengin aleyhinde atıp-tutan arkadaşımı dinlerken sakin kalabildim. 

1 Ocak 2013 Salı

FAVA...Zeytinyağlı Kuru Bakla...

Yılın son gününde, büyük umutlar bağladığımız yeni yılı karşılamak üzere her zaman olduğu gibi -kısmet oldu- ailece toplandık. Bu seneki yılbaşı sofrasının sahibesi kız kardeşimiz ana yemeği üstlendiği için misafir olarak bizler de çeşitli meze tabakları ile sofraya katkı yaptık. Yemek bloglarının sayfalarında yer alan yiyeceklerden bir çoğu bizim soframızda da vardı ama benim hazırladığım Zeytinyağlı Kuru Bakla'ya hiçbir blog'da rastlamadım.



Eski bir İstanbul (Osmanlı dönemi) yemeği olan ve aile çevremizde sevilen bu yemeğin adı Fava olarak bilinir. Fava'yı severiz sevmesine de aslında günlük mutfağımızda pek yer almaz. Davet sofralarımızda, çeşit olarak bulunması ve eski bir İstanbul yemeği olması hasebiyle hatırlamak maksadıyla mutlaka pişirilir. Sofrada bulunanlar tarafından da Fava'nın mevcudiyeti her zaman memnunlukla karşılanmıştır.