26 Temmuz 2013 Cuma

FÜRUZAN...47'liler...Berlin'in Nar Çiçeği...

Raflardaki kitapların her birine hızlıca bakıp geçiyorum. Ne aradığım belli değil ama sizlere tanıtacağım kitabı görünce anlayacağımı da biliyorum. Kitaplığımda 40 yıllık kitap da var, yeni alınıp, taze okunmuşlar da. Kitapları bir bir gözden geçirirken, eski dostlarla buluşmuş gibi kişisel tarihimi de hatırlıyorum. Yeni kitaplar ne kadar heyecan verici ise okunmuş kitaplar da bir o kadar güvenilir, eski dostlarımdır.






Bu defa kitaplıktan seçtiğim kitaplardan ilki Füruzan'ın 47'liler'i. 12 Mart Muhtırası ile milletimizin yaşadığı ikinci askeri darbe dönemini, memleketin dört bir köşesinden gelmiş bir avuç üniversite gencinin geleneksel değerler, toplum ve siyasi yapıyla olan çatışmalarını, ailesine başkaldırmış ve örgüt üyesi kimliğiyle işkencelere maruz kalmış romanın baş kahramanı Emine'nin hayatı ve düşünceleri üzerinden anlatıyor.

Yazar, sol gençliği ve askeri darbe dönemini, tutuklu gençlerin işkence, şiddet ve kâbuslarla dolu hapishane hayatlarını anlatırken sert bir dil kullanıyor. Romanla ilgili aklımda kalan, karanlık, pis hapishane koğuşları, bitmek bilmeyen uzun işkenceler. Kendilerini suçlu olarak değil de geleneksel yapıyı düzeltmek üzere yola çıktıklarını düşünen ve bu gün hâlâ masumiyetleri tartışılan 47'liler, Türk solunun tarihine, 68 kuşağı olarak damgasını vurmuş bir gençliktir. 




İkinci kitabımız, aynı yazarın ikinci romanı olan Berlin'in Nar Çiçeği. Roman, birbirine taban tabana zıt iki topluma ait insanların yollarının kesiştiği Almanya'da yaşlı ve yalnız bir alman kadını ile gurbetçi bir ailenin ilişkilerini anlatıyor. İnsanın insana ihtiyacını tavizsiz, kesin bir dille ortaya koyan yazar, çeşitli önyargılarla birbirine uzak kalan ve giderek yalnızlaşan insanların sevginin gücü ile önyargıları nasıl kırdıklarını ve birbirlerinden aldıkları güçle hayata nasıl sarıldıklarını anlatıyor. 

Berlin'in Nar Çiçeği, okumaya doyamadığım konusu ve anlatımıyla benim için modası geçmeyen, eskimeyecek kitaplardan biridir. Hayata karşı güçsüz hissettiğim zamanlar yeniden okuduğum bir kaç kitabımdan biridir. Yalnızlık, ümitsizlik, çekilen acılar, savaş görmüş bir nesil ve nihayetinde bütün bunları unutturmayı başaran sevmek ve sevilmek duygusu kısaca sevgi bu kadar güzel anlatılır. Bunu da ancak Füruzan yapar dedirten bir kitap. 

Hikâye yazarı olarak başladığı yazarlık hayatına başarılı romanlarını da katmış olan Füruzan hakkında daha fazla bilgi için başvurduğum Google'dan yazarın sadece iki roman yazmış olduğunu öğrenince duyduğum kıvancı anlatamam. Sevdiğim yazarın tüm romanlarına sahipmişim meğerse. 

Yazarın ilk romanı 47'liler, başta da dediğim gibi biraz iç karartıcı ve dönem hikâyesi olduğu için yakın tarih meraklılarına, ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği'ni ise iyi bir roman okumak isteyen herkese ve ayrıca, Almanya veya diğer Avrupa ülkelerinde gurbetçi olmuş aileler ve onların çocukları ve hatta torunlarının bu kitabı edinmelerini, şiddetle tavsiye ederim. 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...