27 Nisan 2013 Cumartesi

BAHAR SARHOŞLUĞU...

Nihayet bahar geldi. Sabah saatlerinde apartmanın bahçesi güneş ışıklarının oyun bahçesiydi adeta. Güneşin yakmayan sıcağı ile ısınan hava bahar dallarındaki çiçeklerden, yeni yapraklanan ağaçlardan topladığı kokuları büyük bir cömertlikle ortalığa yayıyordu. Başımı hafifçe kaldırıp gökyüzüne bakarken, mis gibi havayı olanca gücümle içime çekiyorum. İnsanı sarhoş eden bin bir çiçeğin yaprağın kısaca tabiatın kokusu ciğerlerimi dolduruyor. 



Bu yaşlı koca dünya ne baharlar gördü. Milyonlarca yıldır tekrarlanan bu ritüel'den katiyen ödün vermedi. Bu öyle bir kanun ve nizam ki; ne bir eksik, ne bir fazla. Her şey, canlı-cansız tüm varlıklar kendi kodlarındaki bilgilerle hareket ediyor. Onlar biliyor ki; karlar eriyip, hava ısındığında tüm tabiat canlanacak. Yine biliyor ki; bu işler sırasıyla olacak. Sırası gelen dünyada arz-ı endam edecek. 

Çilek, tarlalarda olgunlaşıp tezgahlardaki yerini alınca, "arkamdan dut gelmese insanları sapıma çevirirdim" diyen -dalları bastı- kiraz, ağaçları kırmızıya boyayacak. Kirazlar dallarından tek tek toplanıp, büyükler için kan sulandırıcı, küçükler için kulaklara küpe olurken, karasıyla-beyazıyla dallardaki ballanmış dut, altlarına yaygılar serilmiş ağaçlardan silkelenerek toplanacak.



Bahçe kapısının yan duvarındaki ufak leylak ağacı, sokağa taşan leylakların saldığı baygın kokusuyla baharda yaşanacak yeni aşkları müjdeliyordu sanki. Yeni aşklar yaşanacak ama çıplak dalları yeşile duran dut ağacı gibi eskimiş aşkların da damarlarına can suyu yürüyebilir.

Ben bu bahar sarhoşluğuyla yoluma devam ederken sokağa çıkış sebebim aklıma geldi. Aklımı başıma getiren de yolun kenarında derme çatma bir tezgâh üzerinde, limonlu su dolu kaplar içerisinde satışa sunulmuş enginârlardı. Enginâr kaplarının hemen yanında da ayıklanmış taze iç baklalar. 

Bahar kokularıyla sarhoş, kendimi kaptırmış yoluma devam ederken gördüğüm enginâr tezgahında durup, alış-veriş yapmak isteyebileceğim en son şeydi. Eğer böyle bir şey yapmış olsaydım, başta bu güzel bahar sabahı olmak üzere Orhan Veli'ye de ihanet etmiş olacaktım. 

Haksız mıyım?


GÜZEL HAVALAR


  • Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.



Orhan Veli KANIK





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...