21 Mart 2013 Perşembe

KISIR!!! Yaz İkindilerinin Lezzeti...

İlk duyduğumuzda hiçbir anlam verememiştik. Kısır, bizim bildiğimiz anne olamayan -doğuramayan- kadınlar için kullanılan bir terimdi. Hamile kalamamak bir eksiklik olarak telakki edildiği için olur olmaz yerde kullanılması ayıptı. Erkeklerde de olabilecek bu eksiklik, nedense sadece kadınlara mal edilir ve çocuk doğuramayan gelinler, kısır gelin olarak adeta suçlanır ve aşağılanırlardı. Bu sebepten dolayı, kısır kelimesine bir yiyecek adı olarak sonradan alıştık ama ilk zamanlarda gerçekten tuhaf bir durumdu.




Kısırla ilk tanıştığımız yıllarda, İstanbul'un Avrupa yakasında, dar gelirli memur ve işçi ailelerinin yoğunlukta olduğu tarihi bir semtte yaşıyorduk. Demokrat Partinin iktidara geldiği 1950 yılından başlayarak, değişen dünya ve ülke şartları paralelinde 60'lı yıllarda daha da artan Anadolu'dan büyük şehirlere göçlerin neticesinde önce yavaş, daha sonra hızlanarak yanımızda yöremizde değişik giyimli, şiveleri farklı komşularımız peydah oldu. İlk başlardaki çekingenlik daha sonraları kuvvetli komşuluklara dönüştü ise de memleketlilerinin ve tabii ki akrabalarının çoğalması ile bir kaç istisna haricinde bizlerle olan komşuluk ilişkileri zayıfladı.

İşte anlatmak istediğim kısır ile biz o yıllarda bu yeni komşularımız vasıtasıyla tanıştık. O güne kadar ki ikindi çaylarımıza taze simit ile beyaz peynir veya pastahaneden alınan kuru pastalar veya anasonlu galeta ile susamlı kırıkkıraklar eşlik ederdi. O günlerden bu günlere gelene kadar, memleketimizin her yöresinden arkadaşlarımın sofralarında kısır yedim. Meğerse, kısırı bütün Anadolu biliyormuş da İstanbul'un haberi yokmuş. İstisnasız hepsi de kendi kısırlarının asıl -öz- olduğunu, ötekilerin bu günkü tabirle -çakma- olduğunu ısrarla belirtirlerdi. 

Bu gün hatırladığım kadarı ile daha doğrusu çok beğendiğim için unutamadığım kısırları iki sofrada yedim. Biri, İskenderun'lu bir arkadaşımın ablası ile hazırladıkları bir kutlama sofrasında bizim için özel olarak yapılan -pilav şeklinde- kısırdır. Diğeri ise Mersin'li bir ahbabın çay sofrasında yediğim kısır. Mersin'li hanımın çok zengin çay sofrasında köfte şeklinde servis edilen kısırı yemelere doyamayan misafir hanımlar hâlâ gözümün önündedir.

Tarih boyunca medeniyetlerin birbirlerini etkilemeleri böyle bir şey olsa gerek! Bu gün kısırdan bahsettim ama mutfağımıza giren Anadolu yemekleri saymakla bitmez. Bir zamanlar bi'haber olduğumuz kısırı öyle çok sevdik ki; kendi damak zevkimize göre hazırladığım tarifimi sizlerle paylaşmak cüretinde bile bulundum. 

Afiyet olsun!

KISIR:

MALZEMELER:
2 su bardağı ince bulgur.
2 su bardağı su
1 adet iri kuru soğan
2 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı biber salçası
1 kahve fincanı zeytinyağı
1/2 demet maydanoz
1/2 demet dereotu
1/2 demet taze soğan
2 tatlı kaşığı kuru nane
2 adet limon suyu
Nar ekşili sos, kırmızı pul biber, kişniş, kimyon, tuz

YAPILIŞI:
Kuru soğan yemeklik doğranır, sıvı yağda öldürülür, salçalar ilave edilir. 2-3 dakika daha ateş üzerinde çevrildikten sonra suyu konur ve kaynatılır. Kaynayan suya bulgur ilave edilir. Ateş kapatılır. Çay vakti geldiğinde ılınmış olan bulgurun içine arzuya bağlı miktarlarda baharatlar, limon suyu ve nar ekşisi ilave edilerek karıştırılır. Bulgurdan tadarak, damak tadınıza uygun olduğuna kanaat getirdiğiniz zaman, çok ince doğradığınız yeşillikleri de katıp karıştırdığınızda kısırınız hazırdır.

Önemli not:
1)Baharat miktarlarını azdan başlayarak ilave edin. Hiçbir baharat diğerlerini bastırmamalıdır. 
2) Kısırı, pilav şeklinde servis yapabileceğiniz gibi yoğurup, yeşillikler ilave edildikten sonra parmaklarınızla şekil verdiğiniz -çiğ köfte misali- köfteleri salata yaprakları üzerine yerleştirerek de servis edebilirsiniz.




19 yorum:

  1. Kısırı güzel anlatıp tarifini vermişsiniz.
    elinize sağlık, çok da güzel görünüyor. Canım çekti ve yarın kısır yapacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoş geldiniz :) Kısırı hep sevdik ama Karatay diyetinin sahibi Canan Karatay hoca tavsiye ettikten sonra daha sık hazırlamaya başladım. Bence ikindi sofralarımızdan eksik etmeyelim :) Sevgilerimle...

      Sil
  2. Çok güzel anlatmışsınız hikaye kısmını. Kısırda süper olmuş. Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim, İlhan Bey :)
      İşlerinizde kolaylıklar diliyorum.

      Sil
  3. Kısır bende çok çok çok severim:)
    İsmi çok ilginç gerçekten nerden geldiği konusunda muhabbetler döner çay sofralarında
    Anasonlu galeteler genelde eski pastanelerde oluyor sanırım
    Yeni nesilin pek bildiği bişey değil
    Ellerinize yüreğinize sağlık
    Sevgilerimle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz :) bir gün siz de kısır hakkında dönen muhabbetleri yazarsınız biz de okuruz :)) Benim çocukluğumda semtimizde pastane yoktu. Şekerci denilen bir dükkan vardı. Şekerle yapılan her şey ve pasta vardı. Poğaça, börek ve galetalar simitçi fırınlarında satılırdı. Meşhur pastanelerin kuruluş tarihlerine dikkat ederseniz, aşağı yukarı size bir bilgi verir. Sevgiler...

      Sil
  4. Sevgili Rabia gerçekten ismi biraz tuhaf gelir bana da her duyduğum da .Bir de neden bilmem hala sevemedim kısırın tadını .Sevenleri beni çok yadırgıyor ki bende kendimi yadırgıyorum.Bu kadar seveni varken neden sevemedim acaba diye.Birde aklıma takılan kısır köftesi o nasıldı ki acaba?Ellerinize sağlık afiyetler olsunn.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))Kendinize haksızlık etmeyin, sevmeyebilirsiniz. Kısır'ın lezzetli olması için salçaların ev yapımı ve yöresinden gelmesi lazım. Kişniş çok önemli, çok yakışıyor. Zeytinyağın sızma olması. Kısaca, kısırı kısır yapan baharatlarıdır bence. Mesela ben de içine domates doğranmış, sulanmış kısırı yiyemem. Bazı yörelerde, bulguru suyla yumuşatmak yerine çiğ köfte gibi yoğurarak, elle yumuşatıyorlar. Makbul olanı da odur. Suyla yumuşatılanına tembel işi deniyor ve küçümsüyorlar. Yoğurularak yumuşatılan kısır'a mercimek köftesi gibi şekil veriyorlar. İnşaallah anlatabilmişimdir. Ben bilhassa Karatay hocanın tavsiyesinden sonra tercih eder oldum. Sevgilerimle...

      Sil
  5. KISIR adinin nerden geldigini ben de cok merak ediyorum,bu ismi kim koymus mesela.....Ne güzel bir cografya da yasiyoruz degil mi,ne büyük zenginliklerin icindeyiz de farkinda degiliz.Icinde yasadigimiz toplum ne kadar farkli,renkli olursa insanin gelisimi de o kadar büyük oluyor....
    Aslinda yalnizca kisir degil,bulgur gercekten de cok faydali.Benim de soframdan eksik etmedigim lezzetlerin basinda gelir.Ellerinize saglik,afiyetler olsun.Güzel bir haftasonu diliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok büyük çeşitlilik ve zenginlik içinde fakir yaşıyoruz. Aynı memleketin insanları birbirimizi küçümsüyoruz, aşağılıyoruz. Ben'cilik yapıyoruz. Halbuki biz diyebilsek, kendi içimize kapanmasak, birbirimizin iyi yönlerimizi görmeye çalışsak, elele versek... Ben yine hayallere daldım gittim...

      Sil
  6. Blogunuzu yeni tanıdım , çok hoş tarifler var kısıra bayılırım malzemelere bakınca damak zevkimiz uyuyor. Ellerinize sağlık..

    YanıtlaSil
  7. Kısırla ilgili harika bir yazı olmuş.Yüreğine eline sağlık canım.
    Anadolu da her şeyin suçlusu kadın olduğu için,filmlere konu olan anne olamamanın da suçunun kadına yüklenmesi ne acı değil mi?

    Önceleri günümüzde ki kadar çeşitli lezzetler yokken annelerimizin oturma günlerinin,ikindi çaylarının olmazsa olmazı kısır ve kek olurdu.
    Hataylı bir arkadaşım vardı,kısırı uzun uzun buzlu suyla yoğurarak hazırlardı,baharatlarla da lezzetlendirirdi.Yemeye doyamazdık.
    Gerçekten kısır da Hatay,İskenderun,Mersin yörelerimizin farklı lezzetleri oluyor.
    Ben biraz da acıka harcı ekliyorum.Çemenin bıraktığı aromayla kısır farklı bir lezzete bürünüyor:)
    Kısır bizi nerelere götürdü sabah sabah.Tekrar yüreğine,eline,emeğine sağlık canım.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İltifatların için teşekkür ederim :) Hakikaten dediğiniz gibi bazı kısırların lezzetlerine doyulmuyor. Acıka harcını duymamıştım ama ceviz katılabilir. Sevgiler...

      Sil
  8. Rabia hanımcım, yazınızı okuyunca benim de bu konuyla ilgili anım canlandı gözümde.
    Beş yaşlarındaydım babam Ankara'dan Malatya'ya tayin olduğunda. Rahmetli anneciğim çabucak kaynaşmıştı Malatya'lı komşularımızla, çaya davet edildik ve ilk defa Kısır'la tanıştık. Öyle çok sevmişim ki epeyce yediğimi söylerdi annem. Fakat o gece bende bir ateş bir ateş ertesi gün bütün vücudum kıpkırmızı... Kızamık olmuşum. Bunun üzerine bütün suçu Kısır'a atmışım. "Kısır yedim, o yüzden kızamık oldum". O gün bugün çok severek yerim ve yaparım kısırı. Ve artık Kısır'ı bilmeyen yok.

    YanıtlaSil
  9. Zevkle okudum,kısır bahane siz şahane...

    YanıtlaSil
  10. Elinize saglik. Yazinizi buyuk bir begeniyle okudum.Bir de Mersin'de yediginiz kisiri begendim deyince sanki kisiri ben yapmisim gibi daha bir hosuma gitti bir Mersinli olarak.Güzel memleketimin yemek kulturu o kadar zenginki.Kısır da bunlardan sadece birsidir.
    Bizim evde Haftanın bir günü mutlaka kısır yapılır. Çok severiz.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şenay hanım gerçekten uzun yıllar geçmesine rağmen o lezzeti unutmadım. İltifatınız için teşekkür ederim. Sevgilerimle...

      Sil
  11. Kısırla nasıl tanıştım bilmiyorum, doğduğumda vardı zaten:) Annemler nerden öğrendiler bilmiyorum doğrusu.
    Herkesin kısırı farklı gerçekten. Ben baharat olarak kimyon tadını çok severim kısırda mesela. Mutlaka acı yaparım, içine asla salatalık, domates koymam. Onları tabağın kenarlarına süs olsun diye koyarım:) Marul içinde servis yaparım. Kısır çok güzel bir tat, asla vazgeçmediğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Semi hanım kısırda ben de domates ve salatalığı tercih etmiyorum. Kimyon çok yakışıyor ve mutlaka da acı olması lazım. Sevgilerimle...

      Sil

DEĞERLİ YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.

Not: Gmail hesabı olmayan arkadaşlar yorum yazmak için yorumlama biçiminden anonimi seçerek yazabilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...