28 Mayıs 2012 Pazartesi

HAKLI OLMANIN GÜCÜ...

Ülkemizde son yıllardaki tarihle yüzleşme diyebileceğimiz hesaplaşmaları izlerken görünür sebeplerinin yanı sıra esas yargılamanın hakların kullanımına ilişkin olduğu anlaşılıyor. Savunmalarda, tüm yapılanların hakların kullanılmasından ibaret olduğu ileri sürülüyor. Olabilir mi? 
Hakkını kullanan insan haksız duruma düşebilir mi? "Hak, kullanılan yetkidir." der, kara kaplı. Ve mutlaka sınırları vardır. 



Kitabına uydurarak, işine geldiği gibi yorumlayarak kullandığın yetkini yani sana verilen hakkın hesabını er veya geç mutlaka bir soran bulunur. Verilen hak'kı yani yetkisini kullananların haklı olup olmadıklarını anlamak için baktığımızda; "Kişi, kurum veya milletlerin, dava, iddia, davranış veya düşüncelerinin adalete uygun olması onların haklı olduğunun delilidir diyor...Kara kaplı kitap. Demek ki; haklı konumda olmak için, yürüttüğün davan varsa iddian davranış ve düşüncelerinin adalete uygun olması gerekiyor. 

17 Mayıs 2012 Perşembe

TEVAZU İBADETTİR...

Başlarını örten kadınlar, genç kızlar bir zamanlar çok aşağılandılar. Üniversite kapıları yüzlerine kapatıldı. Parklarda sevgilileri ile gezmeleri eleştirildi. Toplum içerisinde yadırgandılar, istenmediler ve çoğalmaları endişe ile karşılandı. Ancak, bütün bunlara karşın okul arkadaşları veya inanç özgürlüğüne inanan bir çok insan tarafından desteklendiler. Gelinen noktada, her şey doğru veya yanlış yaşandı bitti. Kötü olaylar anılarda kaldı. Tabii ki; tesettürlü hanımlar için hayat hala süt liman değildir, problemleri devam ediyor olabilir ama bu gün en azından kendilerini ifade edecek ortamları bulabiliyorlar. 



Ancak, bu rahatlığı yaşarken bazılarında bir şımarıklık -kibir- hali görüyorum. Ne tesadüftür ki; bu günkü takvim yaprağında aynen şöyle yazıyor. 
Hz. Ayşe (r. anhâ) buyurdular: "(İnsanlar) en faziletli ibadet olan tevâzûdan gafil kalıyorlar. 

13 Mayıs 2012 Pazar

TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ Kutlu Olsun!

En değerli varlığımız annelerimizin anneler günü kutlu olsun! yazılı bez afişleri, bu yıl da caddelere yol boyunca belli aralıklarla asmışlar. Geçen yıl da ondan bir önceki yıl da aynı afişleri görmüştüm. Allah için belediye olarak anneler gününü kutlama görevini bihakkın yerine getiriyorlar. Daha ne yapsınlar. Annelere değer vermiş, bunu da bez afişlere yazdırıp, yollara asmışlar. Acemi, şaşkın aşıkların pankartlı aşk ilanları gibi.




Yıllardır okuyup geçtiğim bu afişler bana hiçbir şey ifade etmiyor. Veyahut, şöyle izah edeyim, çok şey yapılması gereken bir konuda hiçbir şey yapılmadığını hissettiriyor. Kurumlar bu yıl da üstünkörü, derine inmeyen, dertlere deva olmayan, dostlar alışverişte görsün zihniyetiyle gerçekleştirilen bir kaç program -huzurevi ziyaretleri v.s.- bir kaç söyleşi ve malum afişler ile bir anneler gününü daha geçiştirmenin telaşı içindeler. 

11 Mayıs 2012 Cuma

MEVSİM GEÇİŞLERİNDE...Fular Önemli...

Bu yaşıma geldim bedenimi beş-on yıldır tanımaya başladım diyebilirim. Uzun yıllar boyunca her yıl kış-yaz demeden bilhassa bahar aylarında soğuk algınlığı ve farenjit'ten muzdarip en az bir hafta ateşler içinde yatak-döşek yatardım. Hastalık neyse-ne de güzel havalarda eve kapanmak yok mu! 



Bilhassa bahar aylarında pencerenin arkasından masmavi gökyüzünü seyretmek adeta işkence olurdu. Gel zaman, git zaman anladım ki; beni her defasında yatağa düşüren sebep boğaz ve bademciklerimin hassasiyetiymiş. 

9 Mayıs 2012 Çarşamba

EVLİLİK VAADİYLE KANDIRMA...

Bu çok eski bir kadın-erkek hikayesidir. Bir erkek ve bir kadın tanışırlar, kadın evliliğe olan meylini erkeğe hissettirir, erkek de evliliği istermiş gibi yapar ve hikaye böylece başlar. Bu hikayelerin artık yaşanmadığını veya en azından yeni hikayelerin yazılmadığını zannediyordum. Yanılıyormuşum!




Gazetemin 3. sayfasında yer alan habere göre evleneceklerini zanneden kadın, işlerinin iyi gitmediğini söyleyen sevgilisine devamlı para desteği sağlar. Bir süre sonra evlenmek niyetinde olmadığını anlayıp, ayrılmak isteyince de adam zorbalık yapar. 

2 Mayıs 2012 Çarşamba

EVLİLİKTE YOL ARKADAŞLIĞI...

Kadının evlenmek suretiyle statü kazandığı düşüncesi toplumun tüm katmanlarında kabul görmüş yerleşik bir kanıdır. Evli bir kadın bekar bir kadına göre toplum nazarında daha bir makbuldür. Kadın, eş-gelin aynı zamanda yenge, elti v.s. gibi sıfatlarla donanmış olarak toplum içerisinde bir statü kazanır. Benim kanaatim, bu sıfatların gayesi gelin hanımda yeni ailesine karşı aidiyet duygusunun gelişip, yerleşmesini sağlamak. Sorumluluk da yükleyen bu sıfatlar genç gelinin gelişimine katkı sağlar. 




Gelin hanım, evliliğinde kazandığı deneyim, bilgi ve beceriler ile büyür ve gelişirken kocası aynı performansı gösteremeyebilir. Erkek egemen toplumda yaşadığının bilincinde olarak tüm gücü ve hakları elinde bulundurduğunu düşünen koca, kendini yenileyerek geliştirmek zahmetine bilerek katlanmaz. Toplumun yani diğer erkeklerin onu destekleyeceğini düşünür. 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...