30 Aralık 2012 Pazar

KABAK TATLISI...Yılbaşı Bereketi...

Çocukluk ve ilk gençliğim radyolu günlere denk düşer. Babamız, mütedeyyin bir insandı ve radyo başında tombala oynayarak kutladığımız yılbaşı gecelerinde bulunmazdı. Annemiz, mütedeyyinin de fevkinde bir babanın kızıydı ama ne babasının ne de eşinin düşüncelerini umursardı. Babamızın tasvip etmemesine rağmen 31 aralık gecesi annemiz için hoşça vakit geçirilmesi gereken bir geceydi. Okulda olduğumuz için hazırlıkları hatırlamıyorum ama okul dönüşü annemizi mutfakta diğer günlere göre farklı bir telâş içinde bulurduk. Mutfak masasının üzerinde soğumaya bırakılmış kabak tatlısı baş roldeydi. Çünkü, kabak tatlısının yeni yılda evimize bereket getireceğine inanırdı. 


Annemiz akşam için o günlerin şartlarına göre zengin, iştah açıcı bir sofra kurardı. Bize göre -mükellef- soframızda yemek yendikten sonra babamız evde oturmaz giderdi. Zannedersem, bu günün deyimiyle -alternatif kutlama- yapmak için yani ibadet için toplanırlardı. Babamız gittikten sonra yemek masamızı yeniden düzenlerdik. Bu defa masamız -mandalina, portakal, elma, muz- çeşitli meyveler, bu gece için özel alınmış zengin çeşitli kuru yemiş ve cevizli sucukların dilimlendiği tabaklarla donanırdı. Soframız o haliyle ilkokulda büyük bir ciddiyetle kutlanan yerli malı haftasında sınıfımızda donattığımız masaya benzerdi. 



Biz üç kardeş, annemiz ve bazı yıllar bir iki komşunun da katılımıyla gecemiz başlardı. Tombala kartları dağıtılır, evvela biri Çinko diye bağırır ondan sonra da tombalayı kim yapacak diye heyecanla beklerken gözümüz önümüzdeki tombala kartında, kulağımız torbadan çektiği numaraları okuyanda olur, bir yandan da radyodaki şarkıya eşlik ederdik. Şarkılardan fal tutmak o günlerden kalmadır.

O zaman ki adıyla Türkiye Radyoları'nın günler öncesinden duyurduğu ve bizim de sabırsızlıkla beklediğimiz Yılbaşı Özel Programı, akşam saatlerinden itibaren başlardı. Radyonun kadrolu sanatçıları zamanın meşhur şarkıcıları birbiri ardına şarkılarını türkülerini söylerler, komedyenler de skeçleriyle bizi güldürürlerdi. 


O günlerden bu günlere çok şeyler değişti. Ailemize katılan yeni üyeler olduğu gibi kayıplarımız da oldu. Evimizin bereketi için kabak tatlımızı pişirmek bundan böyle benim görevim. Kabak tatlısı, pişirmesi kolay ve kolay olduğu kadar da sofrada göz dolduran bir tatlıdır. 

Kabak Tatlı'sının yapımını soracak olursanız; geceden şekere yatırılan kabak dilimleri, ertesi gün önce orta ateşte tencerenin kapağı kapalı olarak yumuşayıncaya kadar pişirilir, daha sonra kapağı açılarak kısık ateşte suyu çektirilir. Tatlıyı, genellikle 2 Kg. kabaktan pişiririm. 2 Kg. kabak için 4 bardak şeker koyduğum da oldu 3 bardak da. Geçen hafta pişirdiğimde ise 2 bardak şeker ilave ettim. 

Şekere dair duyup, öğrendiğimiz acı gerçekler sebebiyle olsa gerek, tatlılarımı daha az şekerle pişirmeye gayret ediyorum. Demem o ki; kabak tatlınızın şekerini siz kendi zevkinize göre ayarlayacaksınız. Ancak, her defasında aynı tarifi uygulasanız bile her zaman aynı neticeyi alamazsınız. Bu tatlının özelliği malzemesindedir. Kimse kusura bakmasın, iyi bir kabak tatlısı pişirmek için yemek ustası veya tatlı ustası olmak gerekmez, yeter ki kabağınızı seçmesini bilin. 

Milletimizin birlik ve beraberlik içinde nice mutlu yıllara erişmesi dileğiyle; 

                                   YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN.