19 Aralık 2012 Çarşamba

PORTAKAL REÇELİ...Kahvaltı Sofrasının Tadı.

Kış hastalıklarından korunmak için suyunu içtiğimiz, hararetimizi söndürmek için soyup yediğimiz portakal bizi dirençli kıldığı gibi kendisi de dayanıklı bir meyvedir. Buzdolabında veya kışın balkonlarımızda rahatlıkla saklayabiliriz. Haftalık semt pazarlarında veya marketlerin indirim günlerinde cüz'i fiyata satılan portakalın uzun süre saklanabilirliği nedeniyle hem besin maddesi hem de doğal ilaç olarak istifade etmemiz akıllıca olur.






Öğrenciler ve çalışan her yaşta kadın ve erkeğin, gün boyu ihtiyaçları olan enerjiyi sağlayan kahvaltı öğününe önem vermeleri gerekiyor. Peynir, zeytin, yumurta, tereyağ ve reçel temelinde olup, çok çeşitli varyasyonlarla zenginleştirilebilen geleneksel kahvaltı sofralarımızın beslenmemiz için yeterli olduğu ayrıca vitamin takviyesine gerek olmadığı bilinmektedir.

Kahvaltı sofralarımızın, hatta iftar sofralarının da olmazsa olmazı reçellerimiz içinde kendine has kokusu ve rengi ile farklı bir yere sahip olan portakal reçelinin bizim -aile- soframızda yer alışı pek eskiye gitmez. Çocukluğumdan hatırladığım -evimizde pişen- vişne ve çilek reçellerinden sonra bilhassa Antalya'ya yapılan seyahatler vesilesiyle keşfettiğim -tattığım- Turunç reçellerinin acımtrak tadı bana çok egzotik gelmiştir.

Yıllar önce, ilk defa portakal reçeli kaynatmaya karar verdiğim günü hatırlıyorum. O günkü gazetede Filiz Akın'ın demeci moralimi yerle bir etmişti. "60 ında iken 40 ında göstermenin sırları" başlığı altındaki haberde dünya sinema artistlerinden verilen örnekler dışında bizden de bazı ünlü hanımlara yer vermişlerdi. Habere göre Filiz Akın, genç yaşlanmak istediğini reçel kaynatan ninelerin zamanının geçtiğini beyan etmişti. Filiz Akın'ın bu beyanı moralimi bozmuştu ama geceden beri suyun içinde olan portakalları -sevgili Filiz Akın'ın deyimiyle reçel kaynatan nine olmayı göze alarak- kaynatmaktan başka çarem yoktu.

Gelelim, uzun yıllar öncesinden aklımda kalan ve bu gün yeniden kaynattığım reçelimin tarifini paylaşmaya.

Not: Fotoğrafdaki kavanozlar, bu gün kaynattığım reçelimin tamamıdır.



Portakal Reçeli

Malzemeler:
6 adet irice Portakal
5  su bardağı tozşeker
5  su bardağı su
1  limon
limon tuzu

Yapılışı:
Akşamdan iyice yıkayıp, iki saatte bir, iki defa suyu değiştirilen portakallar sabaha kadar suyun içinde kalsınlar. Bu onların kabuklarındaki acılığı alacaktır. Biz portakal reçelinin acımtrak tadını sevdiğimiz için bu işlem yeterli. Acı tadı sevmeyenler ise kabukların üzerindeki acılığı veren gözenekleri bıçağın sırtı ile hafif kazıyarak yok edebilirler.

Evvela, su ile şekeri ocağın üzerine oturtalım ve kaynamaya bırakalım. Sudan çıkardığımız portakalları sebze tahtası üzerinde bir parmak eninde halkalar şeklinde doğrayalım. Halkaları bütün halinde veya benim yaptığım gibi dörde bölmek suretiyle lokma büyüklüğünde de kaynatabilirsiniz.

Ocağın üzerindeki şekerli su zeytinyağ kıvamını alınca, (takribi yarım saat) doğranmış portakalları içine bırakalım. Tencerenin kapağı kapalı olarak kabuklar yumuşayıncaya kadar kaynatmaya devam edelim. Kabuklar yumuşayınca tencerenin kapağını açalım. İçine bir mercimek büyüklüğünde limon tuzu ( parlaklık verir) ve limon suyunu ilave edelim. Şerbet tekrar zeytinyağı kıvamına gelinceye kadar düşük ısıda kaynatmaya devam edelim. Yüzeyde oluşan köpüklerin büyüklüğü toplu iğne başı kadar olunca reçel olmuş demektir. Ateşi kapatıp, soğumaya bırakalım. Ilınınca cam kavanozlara boşaltalım.

Afiyet olsun.






LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...