20 Şubat 2014 Perşembe

IRKLARIN ÜSTÜNLÜĞÜ...İnsan Irkının Çektiği...

İnsan olarak, yaratılanların en mükemmeli olduğumuzu ve diğer yaratılanlara göre üstün olduğumuzu biliyoruz. Hal böyleyken, toplumlarda bazı zamanlarda beliriveren ve o toplumu bir virüs salgını gibi etkisi altına alıp, savaş çığlıkları attıran üstünlük paranoyasını anlamak mümkün değil. Yurttaşlarını ırklarının üstünlüğüne inandırarak yıllarca süren savaşlara sebebiyet veren liderler kadar tamamen yanlış olan bu teze inanan toplumların da bilgisizlikleri ve cahillikleri ile bu günahta paylarının olduğu açıktır ve onların üzerinde de vebal vardır.



Irkların üstünlüğüne dayandırılan ve insanların maddi ve manevi büyük acılar çekmesine sebebiyet veren savaşların gerçek nedenlerinin bu olmadığı aşikârdır. Aslında tüm savaşların, ilk çağlardan başlayarak günümüze kadar değişerek gelen sebepleri; ekilecek toprak, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, stratejik coğrafya ve iktidar hırsı olarak ortaya çıkmaktadır. Savaşın sonunda elde edilecek zenginlikleri halkıyla paylaşmak gibi bir niyeti olmayan liderler din veya ırk farklılıklarını kullanarak bir bölüm halkı bilhassa gençleri savaş ortamına hazırlarlar.

Belli bir coğrafyada ve iklimde dünyaya gelmiş ve yaşamış insanların soylarının adı ırk oluyor. Aynı coğrafyanın insanları temel özellikleri bakımından birbirlerine benziyorlar. Soğuk veya sıcak iklimler ile sert veya yumuşak iklim insanlarının hem görünüş ve hem de karakter olarak birbirlerinden farklı olması tabiidir. Çetin kış şartlarında yaşamak zorunda olan bir toplum ile ılıman bir iklimde yaşayan bir toplumun ortak değerleri ve yarattıkları kültür de değişik olacaktır. 

Ancak, bu farklılıklar ırkları birbirlerine üstün kılmaz. Üstünlük paranoyasına kapılıp büyük acılara sebebiyet verenleri tarih asla affetmemiş ve affetmeyecektir. Onlar, günahların en büyüğünü işlemişlerdir. Çünkü, bütün yaratılanlara üstün sayılan insanoğluna olmadık eza ve cefayı layık görmüşlerdir. 

Bugün, hâlâ bu düşüncede olan insanlar, liderler ve toplumların var olduğunu biliyoruz. Çünkü tarih, tekerrürden ibaret olmazdı eğer ondan ders alınabilseydi. Halen, insanların ve toplumların insanlık tarihinden ders çıkarmadıklarını ve dünya denilen bu gezegende hepimizin birer fani -ölümlü, geçici- olduğumuzun idrakine varamadıklarını görüyoruz.

Toplumların, bilhassa hassas dönemlerde birlik ve beraberliklerini sağlayacak ve onlara moral desteği verebilecek bir lidere ihtiyaç duymaları normaldir. Ancak, unutulmasın ki liderler de insandır. 

Toplumlar, kendi ortak akıl ve vicdanlarını oluşturmalı ve bunlar üzerinde hiçbir vesayeti kabul etmemelidir.








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...