7 Ekim 2012 Pazar

BAĞDAT CADDESİNDE BİR SABAH YÜRÜYÜŞÜ...Yaya Geçitlerinin Esbab-ı Mucibesi.

İstanbul'un Anadolu yakasında en mutena, en muteber semtlerin bulunduğu, yerlisinin kısaca cadde dediği Bağdat caddesinde yaya kaldırımından seri adımlarla yürüyorum. Sağlı-sollu ünlü mağazaların sıralandığı bu caddede aslolan vitrin dolaşmaktır. Bilhassa öğleden sonraları, en şık kıyafetleri ile boy gösteren kadın ve erkeklerin kendilerini gösterdikleri bir yer olduğu için tempolu yürüyüşe uygun değildir.



Günün erken saatlerinde çıktığım yürüyüşe bir kaç mağaza ziyareti de sığdırmak istediğim için seri adımlarla yürüyerek vakit kazanmak istiyorum ama sık sık da duraklamak zorunda kalıyorum. Çünkü, caddeye çıkan bir dolu sokak var ve bu sokakların bazılarından caddeye araba çıkışı çok yoğun. Bunun için de trafik lambası konulmuş. Bazılarında ise araba geçişi az olduğu için trafik lambalarına gerek görülmemiş, sadece yaya geçidi yapılmış.

Trafik lambalarının bulunduğu sokak başlarında mecburi bir duraklama oluyor ama ışıksız sokaklarda da yaya geçidinin önünde gayri ihtiyari duraklıyorum. Kimbilir kaçıncısı bir ışıksız sokak başına daha yaklaştığımda yavaşladım ama durmak istemediğim için geçen arabanın hemen arkasından yoluma devam edebileceğimi düşündüm. 

Heyhat! geçemedim. 

Kaldırımın kenarında yaya geçidinin başında yanımsıra iki hanım, karşıda da bebeğini pusetinde gezmeye çıkarmış genç bir anne hep beraber durduk. Önümüzden geçip caddeye çıkan arabanın geldiği yöne sokağın sonuna doğru baktığımda çok ileriden bir arabanın daha gelmekte olduğunu gördüm. 

Yanımdaki iki hanım, karşıdaki pusetli genç anne, hep beraber başlarımızı çevirmiş sokağın ilerisinden gelmekte olan arabaya bakıyoruz. Bu durumda bizi durduranın ne olduğunu anlamak mümkün değil. Taş çatlasa beş-altı adım olan mesafeyi geçip, yolumuza devam edeceğimiz yerde öylece duruyoruz. 



Yaya geçidinin esbabı mucibesi benim bildiğim ve anladığım şekliyle; "Ey yayalar! taşıt yollarında öyle her aklınıza gelen yerden, her canınız istediği zaman karşıdan karşıya geçemezsiniz. Her şeyin olduğu gibi bunun da bir usulu erkânı vardır. Biz sizin karşıya güvenli bir şekilde geçmeniz için yaya geçitleri hazırladık. Siz de bu geçitleri kullanarak karşıya geçebilirsiniz." demektir. 

Eyvallah! dediğiniz gibi olsun. Bizim güvenliğimizi düşündüğünüzü kabul edelim ama tam da burada size sorarım!!! uzaktan gelmekte olan bir arabanın dahi gelip, geçmesini bekleyeceksek ve yayaları, sürücülerin hışmından korumayacaksa bu yaya geçitlerine ne gerek vardı. 

Bu zahmetlere neden girdiniz? 



Bizler, yani yayalar daha önce öğrendiğimiz gibi önce sağa, sonra sola sonra yine sağa bakar karşıya geçerdik. 

Ama, kazın ayağı öyle değil tabii. 

Aslında, yaya geçitlerinin kullanımı, sürücüleri de göreve davet ediyor.
Şöyle ki; "Yaya geçitlerinden belli bir mesafe evvel yaya geçidini haber veren levhayı gören sürücü hızını düşürür ve çizgili geçide bir adım dahi olsa girmiş ve yürümekte olan yaya veya yayaları görünce durur." 

Diyebiliyor musunuz?

Eğer diyebiliyorsanız, yüksek sesle söyleyin biz de duyalım!!!







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...