23 Temmuz 2015 Perşembe

KULAK VERMEK...Değer Vermektir.

Yazlıkta yıllardır kullandığım bir bisikletim var. Her yaz başı mutlaka bisikletçinin kontrolünden geçer. Ön tarafında da bir sepeti vardır. Bu sepete sadece bir deniz havlusu koyduğum da olur beş kilo manav alışverişi yüklediğimde. Geçtiğimiz yıl yaz ortasıydı galiba bisikleti sürerken ön taraftan gıcırtılı, tıkırtılı bir takım sesler kulağıma geliyordu ama bisikletle işim bitince aklımdan çıkıveriyordu. 



Bu şekilde epey bir süre geçti. Bir gün yine bisikletime binmek üzere deniz havlumu sepete koymak isterken bir de ne göreyim; sepet bir yana kaykılmış, somunları düşmüş, bir tanesinin de cıvatası sallanmıyor mu! Günlerdir duyduğum gıcırtıların sebebi de böylece anlaşılmış oldu tabii. Anlaşılmış oldu ama gevşeyen somunları sadece sıkıştırmak yetecekken, seslere kulak vermediğim için bisikletimle önünde sallanan sepet eşliğinde bisikletçinin yolunu tuttuk.

Bu vesile ile günlük hayattaki en basit bir problemde bile kulak vermenin önemini anlamış ve kavramış olduğumu varsayıyorum ve hem de temenni ediyorum. Çünkü, kulak vermek salt duymak değil, duyduğun sesleri dinlemek ve çoğu zaman dinlemek de yetmeyeceği için anlamaya çalışarak dinlemek gerekiyor. Anlamaya çalışmak için de değer vermek gerekiyor. 

Ben bisikletimden gelen sesleri anlamaya çalışmadım. Kısacası ona kulak vermedim. Sadece yük yükledim ve bana hizmet etmesini bekledim. Hayatımız boyunca bu gibi durumlarla çok karşılaşırız. Ya bize kulak verilmemiştir, ya da biz kulak vermemişizdir. Hepimizin bu yanlışa düştüğümüzü biliyorum. 

Mesela, bedenimize kulak veriyor muyuz? Zira, bütün hekimlerin fikir birliğinde olduğu erken teşhis ancak bedenimize kulak vermekle mümkün olabilir. Aynı şekilde ailedeki büyükler de küçüklere kulak vererek onların yanlış yapmalarına mani olacaklar. Bazı eğitimciler çocukların hata yaparak büyümeleri gerektiğini düşünmekte ve ebeveynin müdahalesini uygun görmüyor olsalar da bu demek değildir ki hata yapmak iyidir. Bu çok yanlış bir yaklaşım olur. Çünkü, öyle hatalar vardır ki bedeli çocuk için çok ağır olabilir. Ayrıca patronun işçisine, amirin memuruna kulak vermesi de iş verimi açısından çok önemlidir.




Bütün bu hiyerarşi içerisinde en etkili olanı yani esas olanı devleti yönetenlerin bu konudaki yaklaşımlarıdır. Hükûmet millete, yani sivil toplum kuruluşlarından ve medyadan gelen seslere kulak verecek ki; yönetimdeki aksaklıkların, eksiklerin farkına vararak düzeltme yoluna gidebilsin.  

Sesine kulak verilen insan, değerli olduğunu hisseder ve o da başkalarına değer verir. Birbirine değer veren insanların oluşturduğu toplumlar mutlu toplumlardır. Bu konuda hepsinden daha önemli gördüğüm bir husus da insanların kendi iç seslerine kulak vermeleridir. 

Bir insan düşünün ki; vicdanının sesine kulaklarını tıkamıştır o artık insanlık için yoktur ve insanlık için iyilik vadeden hiçbir sesi duymayacaktır. Bütün korkumuz da bu tür insanların toplum içerisinde giderek çoğalması ve söz sahibi olmalarıdır. 

Çünkü, onların toplumda yapacağı tahribatın tamiri için gidebileceğimiz bir yer, bir tamirhane ne yazık ki yok.




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...