17 Ekim 2012 Çarşamba

İSVEÇ KİBRİTLERİ... Bir yazar... Bir yetim çocuk...

Bazı günler, kitap okumak istersin ama yeni bir kitap için hazır değilsindir. Zihnin, dimağın açık değildir. Yeni şeyler öğrenmek için hazır olmadığın gibi istekli de değilsindir. Bildik bir kitap olsun istersin. Bir dost, bir arkadaşla beraber olmak ister gibi. Yeni arkadaşlıklar kurmak ve yeni dostlar edinmek konusunda nasıl ki bazen isteksiz olursun da yeni tanışmalardan kaçınırsın ya işte aynen onun gibi bir şey. 



Geçen gün yine öyle bir istek doğdu içimde ve mütevazi kitaplığımın başına geçtim. Böyle zamanlarda elimin gayri ihtiyari gittiği bir kaç kitabım vardır. Bunlardan biri de Fransız yazar Robert Sabatier'nin çocukluğunu anlattığı üç - seri roman- kitabından ilki olan *İsveç Kibritleri'dir. Serinin ikinci kitabı **Nane Şekerleri, üçüncü kitap ise ***Yaban Fındıkları'dır.

Gelelim, eski bir dost gibi zaman zaman elime aldığım serinin ilk kitabı İsveç Kibritleri'ne. Yazar, kitabına "Sokağım göz kamaştırıcıydı" diye başlar. Romanın kahramanı ( aslında yazarın çocukluğu) Olivier, yıllar önce babasını kaybetmiş, bir bölümü tuhafiye dükkanı olan iki odalı evlerinde tüm olumsuz şartlara rağmen genç ve neşeli annesinin sevgisiyle sarıp, sarmalanmış on yaşlarında mutlu bir erkek çocuğudur. 



Roman, annenin ölümüyle başlar. Genç bir anne ile mutlu mesut yaşarken bir sabah kendini yapayalnız bulan yetim Olivier, kimsesizliğini Paris'in Monmartre sırtlarındaki Labat sokağında unutmaya çalışacaktır. O güne kadar annesinin dükkanında, müşteriler ve türlü çeşitli terzi malzemeleri arasında çocukluğunun tadını çıkaran Olivier, artık bir yetişkin gibi Labat sokağının sakinlerinden biri olup çıkmıştır. 

Terbiyeli, çalışkan ve dürüst karakteri ile sokak sakinlerinin sevgisini kazanan çocuk onlardan sevgi, merhamet ve himaye görür. Olivier, annesinin ölümü üzerine yanlarına sığındığı akrabası genç ve yoksul bir çiftin yanında başıboş kaldığı için yaz aylarının bol güneşli uzun günlerinde, Monmarte'nin dış mahallelerindeki sokaklarda -yazarın ifadesi ile- sürterken, sokakta yaşamanın zorlukları karşısında gittikçe hoyratlaşır ve bir o kadar da o-serseri- hayatı sevmeye başlar. Ancak, sokaklardaki bu başıboş ve serseri hayat zengin halasının ona sahip çıkmasıyla sona erecektir.

Olivier'nin, düne kadar annesinin bebeği iken nasıl birdenbire büyüdüğünü veya büyümek zorunda kaldığını Labat sokağı sakinleri ile ve bilhassa anarşist ruhlu Bourgas ile olan dostluğunun hikayesini okurken aynı anda - eğer meraklı iseniz- 1930'lu yılların Fransa'sını ve değişik katmanlardaki insanlarının yaşantısını da çok akıcı ve sade bir dille yazılmış bu kitapta okuma ve öğrenme imkanı bulacaksınız. 

Hayatın getirdiği sıkıntılarla bunaldığım, içimin dolu dolu olduğu ve ancak ağlayarak kurtulabileceğim melankoliden çıkmak için yazarın kitaplarından birini bilhassa İsveç Kibritlerini açıp, okumak bana her zaman ilaç gibi gelmiştir. Kalpleri nasırlaşmış ve dünyanın binbir gailesi arasında duyguları körelmiş bazı insanların bu kitapları okumasını çok isterim. 

Olivier'nin yaşadıkları ve hayattaki duruşunun, katılaşmış tüm kalpleri yumuşatacağını düşünüyorum. 



Not: 
*   Milliyet Yayın Ltd. Şti. Yayınları Basım Kasım 1970
**  Milliyet Yayın Ltd. Şti. Yayınları Basım Temmuz 1972
*** Milliyet Yayın Ltd. Şti. Yayınları  Basım Nisan 1975






LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...