20 Ekim 2012 Cumartesi

BİR AKTÖRÜN ÖLÜMÜ...Babalarını Kaybeden Kızların Acısı...

Annesi babası hayatta olan bir insan bence ölümün acısını tatmamıştır. Yakın veya uzak çevresinde bir çok yakınını, akrabasını, hatta sevgilisini veya eşini dahi kaybetmiş olabilir ve bu kayıplar karşısında çok üzülmüş, çok gözyaşı dökmüş de olabilir. Ama hayır! o aslında ölümün acısını henüz tatmamıştır. Ölüm acısı, sadece anne ve babanın kaybında yaşanır. Hele kızlar için babalarının kaybı ilk anlarda dayanılacak gibi değildir. 



Bu dünyadaki varlığını daha doğrusu varoluşunu borçlu olduğu babanın kaybı, kız evlat için kendisinin bile anlayamayacağı ve anlamakta zorlanacağı bir acıyı yüreğine yerleştirir. Baba kız evlat için hayatın kendisidir. Hayat olmayınca, yaşanabilir mi? İşte, kız evladın yüreğine gelip oturan acının sebebi budur. Babasını kaybeden kız evlat, olmayan bir hayatı yaşamaya çalışacaktır. Babasız bir hayatı kabullenemediği için de evin içinde babasının ayak seslerini duymaya devam eder. 

Sokağa çıktığında gözleri babasını arar. Hatta, yaradana sitem bile edebilir. "Bir benim babam mı fazla geldi bu dünyaya" diye. Ancak, zaman en iyi ilaçtır. Tüm yüreği kaplayan acı zaman içerisinde azalır, azalır gelir yüreğin ucuna oturur. Bir müddet yüreğinin ucu acıyla yanar. Sonra sızıya dönüşür ve o sızı o yürekte, o yürek çarptıkça yaşar.



Baba, kız evlat için hayatın kendisi olduğu gibi aynı zamanda hayatın zorlu yollarında elinden tutandır. "Allah gecinden versin" temenni sözü ölümü yaşayacak kişi için söylenen bir dilek olmasının yanısıra aslında o kişinin evladı için daha da önemlidir. Türk tiyatrosunun usta oyuncularından Erol Günaydın'ın ölümü, sanat camiası için bir kayıptır. Ancak, kızları için bambaşka manalar taşır bu ölüm. 



Yıllar önce ölen annelerinden kalan değerli bir hatıra, hayatın zorluklarına karşı dayanacakları sağlam bir kale, canları yandığı zaman sığınacakları bir liman olan babaları artık yoktur.

Bu acı karşısında, tüm teselli sözcükleri yetersiz kalır. Bence bazı acıların -amiyane tabirle- dibine kadar yaşanması gerekiyor. Anne veya babasını kaybetmiş evladın acısını gözlerinden yaş olarak akıtmasına, hayata karşı ilgisini kaybederek bir müddet yas tutmasına müsaade etmek lâzım. 

Bizim yapabileceğimiz onları acılarıyla başbaşa, zamanın iyileştirici ellerine bırakmak en iyisi olacaktır. Çünkü, emir büyük yerden olunca; gidene rahmet, kalanlara sabır dilemekten başka elimizden bir şey gelmez.





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...