5 Mart 2012 Pazartesi

YALNIZLIK ÖMÜR BOYU...

"Dünyaya gelirken kendi gücümüzle doğuyoruz. Ölüm anında son nefesimizi verirken tek başınayız. Yalnız kalmak kaderimizdir ve esas manada yalnızlık budur" demiştim bir önceki yazımda. 
Lâkin, yalnızlık sadece bu iki evrede bizim kaderimizdir diye düşünürsek yalnızlığın varoluşuna aykırı düşer. 


Yalnızlık bizim bir varlığımızdır. Bize ait ve özeldir. Biz varsak o da vardır. Doğum ile var olmuş, ölüm ile bizi bırakır mı bilemem. Benim bildiğim, bu dünyada yalnız olduğumuzdur. Öğrenci imtihanda, hasta ameliyat masasında yalnızdır. Hasretini yalnız çekersin, ayrılık acısını kimseyle paylaşamazsın. 
Yalnızlıktan kurtulmak için kalabalıklardan medet umarsın kalabalıklar etrafındadır ama yalnızlık içindedir. 

Benim anlatmak istediğim, yalnızlığın değerli bir şey olduğudur. Ondan kurtulmak değil aksine yalnızlığımızla daha fazla başbaşa kalmaya özen göstermeliyiz. İnsanı diğer yaratılanlardan ayıran özelliklerinden biri olan düşünme eylemi, ancak yalnızken yapılabilir. Düşünen insan da başladığı herhangi bir işinde büyük bir olasılıkla başarıya ulaşacaktır. 






Kitap okumak için yalnız olmak gerekir. Müzik dinlemek, sinema ve tiyatro izlemek topluca yapılabilir eylemlerdir ama konsantrasyon açısından kendimizi etrafımızdan soyutlayarak, adeta yalnız kalmaya çalışırız. Yalnızlığımız bize verilmiş bir armağandır. Yalnızlık olmasaydı özel hayat ve sır diye bir şey olmazdı. Biz dostlarımızla yalnızlığımızdan kurtulmak için değil, onların varlığı bizi mutlu ettiği için beraber olmalıyız. 

Aksi takdirde, hem dostlarımıza hem de kadim dostumuz olan yalnızlığımıza haksızlık etmiş oluruz. 





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...