16 Şubat 2014 Pazar

SÖZ GÜMÜŞ İSE SÛKUT ALTIN...MI?

İnsanların konuşma hakkına tam bir saygı ve tahammül nerede vardır derseniz, benim bildiğim tek yer İngiltere'nin başkenti Londra'nın Hyde parkıdır. Bu parkta, isteyenlerin yanlarında getirdikleri bir yükselti üzerinde -polisin yasa dışı olmadığına inanması şartıyla- istediklerini söyleme hakları var ve bu haklarını da hakkıyla kullandıklarını biliyoruz.




Konuşmak-anlatmak bizim kültürümüzde de vardır. Halk edebiyatımızı oluşturan masallar, hikayeler, destanlar ve maniler bu sayede unutulmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Ancak, bu konuşanlar hitabeti kuvvetli güzel konuşan sayısı belli insanlardı. Halk sadece dinliyordu. 

Bu sebeple, sözlü edebiyatın getirdiği dinleme alışkanlığı milletimizin genlerine öylesine yerleşti ki; gecikerek de olsa gelen matbaada basılan eserlere kimse rağbet etmedi. Çünkü, insanlar dinlemenin kolaylığına alışmışlardı.


"Söz gümüşse, sukût altındır" atasözümüz ile konuşması muhtemel kişiler de susturulunca, millet büsbütün suskunlaşıp sadece büyüklerini dinler oldu. Bu durum iktidarların pek hoşuna gitti. Ancak, bu tek taraflı konuşma ve dinleme eylemi yüzünden devlet ve millet arasında sağlıklı bir iletişim kurulamadı. Halk, kendi başının çaresine bakmaya alıştı ve devletten koptu. 

Devlet, niçin ve kimin için var olduğunu unuttu. Devlet bir yana millet ayrı bir yana düştü. Devlet yapısındaki sarsıntılar bir gün elbette dinecek ve taşlar yerlerine oturacak. Aslında, devlet ve millet ilişkisinin sağlıklı bir zemine oturtulmasının zamanı gelmiştir. 

Zamanı gelmiştir gelmesine de...

Velev ki; zamanı geçmiş olmasın...






LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...