28 Şubat 2012 Salı

YALNIZLIK KADERİMİZ...

Yalnızlığı büyük bir acı olarak değerlendiren ve "yalnızlık Allah'a mahsus" diyen insanoğlu için yalnızlığı baş edemeyeceği bir dert olarak görür. Elbette, insan aile kurmak ve diğer aileler ile birlikte bir toplum meydana getirmek üzere yaratılmıştır. Bu sebeple de yalnızlığı kendisine yakıştıramaz ve yalnızlığı ancak Allah'ın taşıyabileceği ağır bir yük olarak görür. Haklıdır da hepimiz biliriz ki bir fincan kahve biçmek için bile bir arkadaşa ihtiyaç duyarız.

YALNIZLIK KADERÄ°MÄ°Z...

Bütün bunları yadsımam mümkün değil. Benim anlatmak istediğim insanın kaderi olan bazı yalnızlık anları. Mesela, doğum anında o sımsıcacık, korunaklı yerden -ana rahminden- zamanı geldiği zaman dünyaya yol alırken tek başınayız.
Hasta yatağımızda ağrıyı sızıyı tek başımıza çekiyoruz. 
Cezaevlerinde özgürlüğe kavuşmak için bekleyenlerin en yakınları dahi yanında olamazlar. 
Ölüm anında son nefesini veren insan yapayalnızdır. 

22 Şubat 2012 Çarşamba

SALVADOR DALİ...Sürrealizm...Tophane-i Amire

Tophane-i Amire binasındaki (mekan olarak da görülmeye değer) Salvador Dali sergisini son haftasına girerken gezip-görmek imkanı buldum. İstanbul'daki karlı günler nedeniyle gitmeyi ertelediğimiz bu sergi tabii ki görülmeye değer ama meğer dışarıda hava çok soğukmuş. İstanbul'un bizce görünür yerlerinde kar kalktı ama demek ki şehrin tepelerinde halen kar var. İki adet bilet gişesi de bina dışında ve bilet kuyruğu da çok uzun olduğu için -bütün bunlar bahane, ince giyindiğim için- üşütmüşüm galiba ki sergi sonrası -tam üçüncü günü- boğazımda yanma başladı.



Salvador Dali, çağımızda yaşamış bir ressam olduğu için çocukluğumdan beri çılgın hayatına ait haberleri ve ilginç fotoğrafları ile varlığından haberdar olduğum bir sanatçıydı. Belki de bu sebeple sanatçıların mutlaka bohem ve olağanüstü bir hayat yaşamaları gerektiğini düşünmüşümdür. 

10 Şubat 2012 Cuma

YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.

Mevlana Muhammed Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinden alıntılar epey bir zamandır internet ortamında pek rağbet görmekte. Gün geçmiyor ki bir beyt'i, bir güzel sözü paylaşılmasın. Her biri birbirinden değerli sözlerinden biri de başlığa aldığım ve uygulandığında insanoğluna çok yakışacak ve hayatı güzel kılacak "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" sözüdür.



Son yıllarda Kişisel Gelişim konularında basılan kitaplar, yazılı basında yer alan ropörtajlar ve alanında yetkili konuşmacıların konferansları oldukça rağbet görmektedir. Bilhassa Amerika menşeli bu yeni akım gerçekten ufuk açıcı ve değerlidir ama bizde, bize ait ve bizim olan böyle bir derya varken başkalarına muhtaç olmamız, amiyane tabirle bizi "Tok evin aç kedisi" durumuna düşürmektedir.

9 Şubat 2012 Perşembe

KENDİMİZ OLABİLMEK...Dayatmalara Karşın

Günlük yaşantımızda bazı şeyleri istediğimiz için yaparız ama çoğu şeyi de istemediğimiz halde yapmak zorunda kalırız. Bu gibi durumlarda, yani kendi irademiz dışında başka bir irade devreye girdiğinde orada kendimizden, kendi kişiliğimizden bahsedemeyiz. Bu nedenle, bir insanın başka bir insana boyun eğmesini, râm veya bende olmasını yaradılışa aykırı buluyorum.





Kendi irademiz dışında ya hatır için ya da mecburiyet ile yapılan işlerde veya bulunduğunuz ortamlarda kendinizi boşuna aramayın bulamazsınız. Sırf bu yüzden, istemeden yaptığımız işlerde kendimize ihanet ettiğimiz duygusuna kapılmamız bundandır. Birbirlerine yabancı insanların bulunduğu ortamlarda tanıştığınız kişiler aslında -kendileri- değildir. Sizin de kendiniz olmadığınız gibi. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...